30 Aralık 2010 Perşembe

Kayra Vintage Cabernet Sauvignon 2008


Kayra Vintage serisinden, 2008 rekoltesi monosepaj ve single vineyard bir Cabernet Sauvignon. Üzümler Urla Karamersinlik mevkiindeki tek bir bağdan geliyor .Özel olarak belirtilmemiş ama muhtemelen bu bağ URLİCE Bağları. Çünkü Karamersinlik, Urlice'nin de bulunduğu mevkiinin ortak adı. Yine Kayra'nın Urlice'den üzüm aldığını da biliyorum. Ancak arka etiketteki ifadeler biraz kafa karıştırıyor. Burada Urla ve Tekirdağ yöreleri birarada yazılmış. Ne kastediliyor anlamış değilim. Ayrıca Anadolu Terruarı ifadesi de bence böylesine büyük bir coğrafya için biraz anlamsız ve mantık dışı kalıyor.
------------------------
Kayra Vintage Cabernet Sauvignon 2008
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: Ege-Urla-Karamersinlik
BAĞ: Urlice Bağları (?)
ÜZÜM: %100 Cabernet Sauvignon (Tek Bağ)
MEŞE: Kullanımış (süre?)
FİYAT:45 TL
--------------------------
81 (6,5): Koyu bordo renkli. Burun oldukça cazip ve Cabernet karakterinde.Yoğun siyah meyveler,nane,okaliptus benzeri kokular algılanıyor. Damakta ise şarap biraz geriye düşüyor. Orta gövdeli, dengeli ancak bitimde biraz gevşek ve sulu. Keyifli kalıcılığı da kısa.

19 Aralık 2010 Pazar

Yıl Sonu Değerlendirmesi- Türk Şarapçılığı 2010

2010 , bana göre Türk Şarapçığının artık kendini daha doğru şekilde ifade etmeye başladığı bir milat yılı oldu. Birçok üreticinin oluşturduğu bağlar yeterince olgunlaştığı için ilk ürünlerini verdiler. Üreticilerin dışarıdan olan üzüm gereksinimi oldukça azaldı. Olgunlaşmamış ham ya da sulanmış bağ üzümlerinin ve üzümün nakliyesi sırasında ortaya çıkan sorunların kısmen giderilmeye başlandı. Böylelikle ülkemizde üretilen şarapların kalitesi bu yıl içinde hissedilir biçimde arttı. Artık piyasada yakın zamana kadar çok fazlaca gördüğümüz hatalı dengesiz,kötü şaraplara daha az rastlar olduk. Bu yıl içinde şarap üreticileri ve şarap markalarında da epeyce bir artış oldu. İlk kez bu yıl her çıkan yeni şarabı takip etme konusunda zaman zaman zorlanmaya başladım diyebilirim. Bu arada hazırladığım blog'un da 1. yılını doldurmuş olduk. Tattığım bir çok şarabı ve o şarabın öyküsünü bu sayfalarda düzenli olarak yazmaya çalıştım.Bunu yazmamdaki asıl amaç kendi tadım notlarıma bir çeki düzen vermekti aslında. Sonra yazarak da bazı şeyleri öğrendiğimi ve daha dikkatli tadımlar yaptığımın farkına vardım. Reklam yapmakla da suçlandığım oldu. Evet reklam yapıyordum. Ama yaptığım şey, hala emekleme safhasında olan Türk Şarapçılığının reklamıydı aslında. Gerçekte ne şimdi ne gelecekte ticari bir amacım olamaz. Benim için şarap, keyifli bir hobi. Bir stes atma aracı.Bu hobiyi profesyonel hale getirip böyle bir keyiften mahrum kalmayı asla istemem doğrusu. Ben asıl mesleğim olan hekimlikten yeterince maddi manevi tatmini zaten sağladığımı düşünüyorum. Son olarak da 1 yılın ardından biraz da Mehmet Yalçın' dan esinlenerek genel bir değerlendirme yazısı yazmaya karar verdim. Maddeler halinde bu yılın beni en çok mutlu eden şaraplarını, üreticilerini,bağlarını yazmaya çalıştım.Bir miktar sorunlar ve yapılan hatalar konusunda da yorumda bulundum. Düşüncelerim tamamen kişiseldir ve elbette hataya açıktır yada eksiktir. Bu konuda her türlü katkı ve eleştiriye de açık olduğumu belirtmek isterim.



Urla Bağları 2010

----------------------------------

Türkiye'de Üzüm Adaptasyonu , Bağcılık ve Şarapçılık :

Bu yıl içinde çoğunluğu yabancı üzüm çeşitlerinden üretilmiş bir çok şarap tattık. Bunların büyük çoğunluğunu Shiraz bazlı şaraplar oluşturdu. Hatta bizi yurtdışında utandırmayacak aksine takdir toplayacak düzeyde örnelerini de tattık. Dolayısı ile Shiraz; bu ülke topraklarına adaptasyonu en hızlı ve en kolay çeşit oldu denilebilir. Bu konuda Shiraz'ın sıcak iklimleri sevmesi, yetiştirimesinin daha kolay ve direncinin yüksek olması gibi bazı nedenler sayılabilir. Bu yıl içinde çok başarılı diyebileceğimiz ve üzümün karakterini çok iyi yansıtan bir Cabernet örneğine pek rastlayamadık. Şarapların çoğunluğu orta sınıfta ve tek düze kaldılar. Merlot ve Pinot Noir gibi kırmızılar ise hala bizim için birer hayalden öte geçemiyorlar. Beyaz üzümler konusunda ise pek bir sorunumuz yok gibi. Başta Kapadokya olmak üzere beyaz üzümlerin adaptasyonu çok başarılı gerçekleşti denilebilir.Şaraplarında uluslararası standartları epeyce yakalamış durumdayız.

-----------------------------------
2010 Yılında Tattığım En İyi Kırmızı Şaraplar:

Bu yıl tattığım şarapların büyük çoğunluğu kırmızı idi. Hemen hemen belli bir iddiada olan bütün şarapları tatmaya çalıştım. Çok beğendiklerimi ise birden fazla tatma fırtsatım oldu. Beni en çok etkileyen , tadımlarda 90 üstü puan alabilecek ve aylar içinde aynı performansını koruyan 3 kırmızı şarap oldu.

*Prodom Syrah-Petit Verdot-Cabernet Franc 2007

*Kayra Vintage Syrah-Petit Verdot 2007

*Corvus Corpus 2006

*Pamukkale Shiraz Rezerve 2006 (6 ay sonra tekrar tadılmak koşulu ile)

-------------------------------------

2010 Yılında Tattığım En İyi Beyaz Şaraplar:

Bu yılın en iyi beyaz şaraplarını bize kuşkusuz Kavaklıdere'nin Kapadokya'daki Cotes Avanos bağları verdi. Kapadokya platosu bu konuda kesinlikle bir cevher. Çok fazla beyaz şarap tattım diyemem ama aklımda ve damağımda yer edinen beyaz şaraplar şunlar oldu:

*Cotes Avanos Narince-Chardonnay 2009

*Cotes Avanos Sauvignon Blanc 2006 ( son aylarda tattıklarımı hariç tutuyorum)

*Sevilen 900 Fume Blanc 2009

---------------------------------------
2010 Yılında Tattığım En İyi Roze şaraplar:

Yine çok fazla roze tatmadım ama ilk aklıma gelenler şunlar oldu. Bu konuda yabancı sepajlara kişisel bir sansürüm var.

*Kavaklıdere Egeo Roze 2009

*Likya İsinda 2009

*Büyülübağ İris 2009

------------------------------------

Restaurantta Ismarlabilecek En İyi Şaraplar:
Ülkemizde restaurantlarda şarap siparişi vermek çoğu kez bir risktir.Ya iyi şarap yoktur liste sınırlıdır ya şaraplar iyi saklanmamıştır ya da fiyatı market fiyatının çok üzerindedir. Bu konuda benim en iyi kurtarıcım bu sene Kavaklıdere'nin EGEO serisi oldu. Kırmızı şarapları belli bir kalitede. Üzümlerin karakterini yansıtıyorlar ve üstelik meşe fıçı olgulanlaştırma da yapılıyor. Beyaz ve Roze şarapları ise türlerinin en iyi örneklerinden. Egeo'nun yeni rekoltelerini listede görürsem asla affetmem. Fiyatını da restaurant sahipleri pek abartamıyorlar.
--------------------------------------
2010 Yılında Beni En Çok Heyecanlandıran Şaraplar:
Bu yıl içinde kalitesinden biraz bağımsız olmak üzere, çıkması ben de heyecan ve merak uyandıran bazı şaraplar oldu. Ortak yönleri yerli üzüm çeşitlerinin kullanılması, tek bağ şarapları olması ve üzümün potansiyelini çok iyi yansıtmaları idi.
*Kayra Vintage Öküzgözü 2007: Üzümün ana vatanındaki Şükrü Baran Bağının ürünü. Meşe fıçıda yıllanmış. Yılın en iyi süprizlerinden birisi. Gerçek bir Öküzgözü. Çıktığı yıl eserin sahibi olan Şükrü Baran'ın ani ölümü ile sarsıldık. Umarız bağları sahipsiz kalmaz.
*Urla Nero D'Avola-Urla Karası 2009: Urla Şarapçılık bağlarından yapılan ve içindeki az miktardaki Urla Karası nedeniyle merak uyandırmıştı. Kaybolmuş bir antik üzümün yeniden hayat bulmasının ilk adımı idi.
*Urla Boğazkere 2009: Her ne kadar tamamı Urla Bağlarından olmasa da Boğazkere'yi hiç bu kadar yoğun, koyu ve dolgun yapısı ile tatmamıştım. Boğazkere'nin potansiyeli en yüksek Türk üzümü olduğunun kanıtı gibiydi.
*Tomurcukbağ Kalecik Karası Rezerve 2009: Kızılırmak Vadisindeki küçük bir bağdan ve tamamen Vahşi maya fermantasyonu uygulanarak yapılmış olması çok ilgi çekici idi.
* Paşaeli Kolorko 2009: Görmedim ve tatmadım. Sadece okudum. Kaybolmak üzere olan başka bir antik beyazımızın şarabı. Sadece 250 şişelik deneme partisi. Umarım devamı gelir.
*Doluca Kav Tuğra Kalecik Karası 2008: Çoğunluğu tek bir bağdan gelen aroma bombası bir Kalecik Karası. Ancak sonraki tadımlarımda hızlı bir yaşlanma sürecine girdiğini farkettim. Yine de yeni rekoltelerini takip etmek lazım.
*Kavaklıdere Pendore Boğazkere 2008: Ege'den olsa da tek bağ Boğazkere şarabı. Üzümün potansiyelini yansıtıyor. Gelecek için büyük umut veriyor.
*Cotes Avanos Narince-Chardonnay 2009: Harika bir Türk beyazı. Her açıdan ilgi çekici. Kapadokya'da tek bir bağdan,meşe fıçı fermantasyonu uygulanmış bir Türk-Fransız kupajı.
*Corvus Bornova Misket 2008: Çok sevdiğim Bornova Misketinin Aliağa'daki 14 yıllık Uzunburun Bağlarından yapılan sek beyaz şarabı. Bu üzümün söyleyecek daha çok şeyi olduğuna eminim.
*İdol Smyrna Passito 2009: Misket bazlı çok iyi bir geç hasat tatlı şarap örneği. İdol'ün en iyi şarabı bence.
----------------------------
2010 'da Beni En Çok Heyecanlandıran Projeler:
*Kavaklıdere'nin Pendore ve Cotes Avanos Bağları her açıdan çok başarılı projeler. Pendore Ege'de kırmızı üzümler için tam bir laboratuvar niteliğinde. Pek çok deneme sonrası çok iyi veriler elde edilecektir.Cotes Avanos ise beyazların bir laboratuvarı. Şimdiden çıkan 2 ürünü uluslararası standartları yakalamış durumda. Yakın gelecekte bu bağlardan gögsümüzü kabartacak şaraplar çıkacağına eminim.
*Likya Şarapçılığın Antalya'da 1100 m rakımda ve kent yaşamının epeyce uzağında harika bağları mevcut. Bağlar çok bakımlı ve çoğunluğu 10 yılı devirmiş durumda. Yine de bağ dikimi Likya yaylalarında hala devam ediyor. Başta Acıkara olmak üzere yerel saklı türlerde şarap denemeleri başladı bile. Pinot Noir konusunda da iddialı olunucak gibi gözüküyor. Çok sert bir arazide yeni bir Pinot Noir bağı daha oluşturulmuş durumda.
*Urla Şarapçılık benim çok sevdiğim Urla'da çok büyük bir yatırımla 300-350 dönümlük bağlar oluşturdu. Bağlarda Urla Karası ve Gaydura adlı kayıp türlere de yer açıldı. Şarap yapımı konusunda da teknolojiyi sonuna kadar kullanıyorlar. Meşe fıçı fermantasyon tankları dahi var. Şarapevinden bağların görüntüsü çok etkileyici.
*Arcadia Şarapları ile daha bir ay önce tanıştık ve çok şaşırdık. Lüleburgazda 350 dönümlük bağlar oluşturulmuş. Fransız danışmanlardan yardım alınmış.Yıllarca süren bilinçli bir sessiz ve derinden bir yürütülen bir proje. Çok büyük potansiyel barındırıyor. İşin başında Zeynep Arca adlı bir bayan var. CNN-İnt'e haber oldular. Çok etkileyici idi. Oldukça gurur duydum.
---------------------------------------------
2010 Yılında Bağcılıkta ve Şarapçılıkta sevdiğim kavramlar:
*Tek Bağ Şarapçılığı (Single Vineyard)
*Yüksek rakımlı ve dağlık bölge bağları (Mountain Vineyards)
*Yaşlı Bağlar ( Old Vines)
*Yerel Üzümler (native Grapes)
*Antik Üzümler (ancient varietal)
*Vahşi Maya fermantasyonu
*Sınırlı üretim
Bağcılıkta ve şarapçılıkta bu kavramlar hep ilgimi çekmiştir. Bu kavramlara sahip şaraplara karşı olan sempati ve merakım bu yıl üst düzeyde idi.
------------------------------------
TÜRK ŞARAPÇILIĞININ SORUNLARI VE OLASI TEHLİKELER
1- Yanlış Fiyat Politikası: Bu yıl çok pahalı Türk şarapları ile de karşılaştık. En pahalıları olan Corvus Cruturk 2005 150 TL, Kayra İmperyal 2006 120 TL lik fiyatları ile adeta rekor kırdılar. Ama bu fiyatları gerçekten hakettiler mi? Yurtdışında açıkcası 90 puan lık bir şarabın fiyatı ortalama 7-10 dolar düzeylerindedir.90-95 puan aralığında çoğunlukla 50 doların altında; 95-97 Puan aralığında ise 50-100 dolarlık şaraplara rastlarsınız. 100 doların üzerindeki şaraplar ise ya çok klasik olmuş markalardır ya da her rekoltesi 97 üstü puan şaraplardandır. Bizde ise ilk rekoltesinde ve hiçbir şekilde belli otörlerce puanlanmamış şaraplara 100 dolar düzeyinde paha biçmek biraz insafsızlıktır. Bir örnek vermek gerekirse Güney İtalya-Campania'nın en ünlü şaraplarından birisi olan Fattoria Galardi, Terra di Lavaro her rekoltesinde RP'den 97 puan alan bir şarap. Şarabın ABD'deki satış fiyatı ise ortalama 70-75 dolarlar civarında. Başka örnek Şili'nin kült şarabı Almaviva; fiyatı yine 70 dolarlarda. Pek çok başka daha örnek verilebilir.
Şöyle savunulabilir belki. Serbest piyasa koşulları ve arz-talep var efendim. İstenilen her fiyat etiketlenebilir. Ancak bu durumun pratikteki karşılığı bu olmuyor malesef. Diğer başka üreticilerde bakıyor. Benim şarabım en az onun kadar iyi. Ama benim fiyatım örnek 35 TL. Bu yarış global olarak tüm şarapların fiyatlarına yansıyor ve fiyatlar yapay biçimde gittikçe yükseliyor. Sonuçta belki ilk olarak tüketici etkileniyor ama kısa sürede sektörü tümden krize sokma ihtimali de yüksek. Bu konuda duyarlı davranmak zorundayız. Bindiğimiz dalı kesmenin lüzumu yok. Ne dersiniz?
2- Yabancı Üzümlere Olan Hayranlık: Sanırım Türk üreticilerin bir kısmı da anlamıştır, iç piyasa bağlı kalarak büyümek ve kar beklemek pek mümkün değil. Yurdışı pazarına açılmanız için de ya farklı olacaksınız ya da fiyat-performasınız çok iyi olacak. Fiyat konusunda zaten belli sorunumuz var. Biliyoruz ki yurtdışında 10 dolara harika Cabernet ve Shiraz'lar da mevcut. Ve piyasa artık bu şaraplara doymuş durumda. Farklılığı nasıl yaratacaksınız peki. Elbette yerel üzüm çeşitlerinizi onun varietal özelliklerini (en azından kupajlarda) sunarak.Yine bu noktada üreticilerimizin bağ alanlarının büyük ağırlığını yabancı üzüm türleri kaplıyor olması diğer bir önemli sorun. Ama konuda biraz daha iyimserim. Yerel türlerin yeniden popüler türler haline geliyor olması bunu gösteriyor.
-------------------------------

17 Aralık 2010 Cuma

Umurbey Cabernet Sauvignon-Merlot Reserve 2007


Umurbey; yıllardır sessizce Tekirdağ'da butik ve şato tarzında üretim yapan bir üretici. Özellikle Sauvignon Blanc üzümünden yapılan monosepaj sek beyaz şarabının istikrarlı başarısı ile öne çıkıyor. Tamamen Tekirdağ- Yazır köyündeki kendi bağından şarap üretimi sözkonusu. Bu bağlarda sadece Fransız Sepajlarına (Cabernet Sauvignon,Merlot,Syrah,Sauvignon Blanc ve Chardonnay) yer verilmiş. Bu sanırım ilk kez bu yıl, meşe fıçı kullanımı ile 2007 rekoltesi olan Cabernet Sauvignon-Merlot Reserve şarabı piyasaya sunuldu. Şarap diğer tattığım tüm Umurbey şaraplarında olduğu gibi denge sorunu olmayan, olgun ve belli bir kalite çıtasının üzerinde bir şarap. Yine de meşe fıçı, üzüme karşı oldukça baskın çıkmış, meyve karakterini ezmiş durumda. Bu konuda bence biraz daha denemeler yapmak gerekiyor. Belki fıçı kullanımını daha sınırlı sürelerde tutmak en iyisi.
------------------------------
Umurbey Cabernet Sauvignon-Merlot Reserve 2007
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE:Trakya-Tekirdağ-Yazır Köyü
BAĞ: Umurbey Bağları rakım 200 m
ÜZÜM: Cabernet Sauvignon&Merlot (kupaj oranlar?)
MEŞE:12 ay Fransız Meşe
FİYAT: 55 TL
-----------------------------
83 (6,5): Renk açık vişne çürüğü. Burunda meşe tonları çok ön planda, meyvemsilik baskılanmış. Damakta ise orta gövdeli ve dengeli bir şarap. Bitiminde tatlı ve yuvarlak baharatsı tanenler oldukça uzun süre hissedilebiliyor.

13 Aralık 2010 Pazartesi

Kayra Vintage Boğazkere 2008

Kayra Vintage serisi Kayra'nın kalite algısını benim açımdan oldukça yükseklere taşıyan bir çalışma oldu. Özellikle Kayra Vintage Öküzgözü bu yılın en güzel süprizlerinden birisi idi. Hem Öküzgözü'nün özgün karaterini yansıtması hem üzümün anavatanındaki tek bir bağdan yapılmış olması dolayısı ile özellikle gelecek rekolteler için beni çok çok umutlandırmıştı. Bu nedenlerle Kayra'dan ve yine Vintage serisinden en iyi yerli üzümümüz olan Boğazkere'den de çok başarılı bir şarap ummuştum. Beklentilerim bu ay karşılık buldu ve Kayra Vintage Boğazkere 2008 tüketime sunuldu. Ama hayal kırıklıklarını da beraberinde getirdi. Bu şarabın hem Boğazkere'nin hem de Kayra Vintage'ın prestijine yakıştığını düşünmüyorum. Bence bu şarap Vintage serisi altında hiç çıkmamalı idi.Çünkü şarabın düzeyi, Shiraz-Petit Verdot kupajı başta olmak üzere tüm serinin de imajını zedelemekte. Son olarak üzümün bölgesi ve bağı hakkında da en ufak bilgi notunun olmadığını belirteyim.
--------------------
Kayra Vintage Boğazkere 2008
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: ??
BAĞ: ??
ÜZÜM: %100 Boğazkere
MEŞE: ??
FİYAT: 45 TL
-----------------------
75 (5,5) : Koyu yakut renkli. Burunda vişne gibi tek düze kırmızı meyvemsi kokular algılanıyor. Damakta orta-az gövdeli ve asidite önde. Bitimi de kısa ve keyifsiz.

11 Aralık 2010 Cumartesi

Doluca Signium 2008

Doluca'nın üst segment kalitesindeki şarabı olan Signium'un 3. rekoltesi 2008 geçtiğimiz günlerde çıktı. Signium ;her yıl farklı bölge, bağ ve üzümlerden yaratılan özgün bir şarap. O yılın en iyi üzümlerinden yapılan ve meşe fıçıda en iyi performansı sergileyen şarapdan oluşan bir kupaj. Bu yıl ilk kez farklı olarak az da olsa kupaja Cabernet Franc 'de eklenmiş. Cabernet Franc, Doluca'nın Mürefte'deki 7 yaşına ulaşmış kendi bağından geliyor. Şarabın bu yılki kupaj oranları ve üzümlerin geldiği bağlar şöyle:
*Cabernet Sauvignon %41 Alçıtepe Bağları-Gelibolu
*Shiraz %39 Denizli-Güney
*Cabernet Franc %10 Mürefte
*Merlot %10 Azmakdere-Saroz
Üzümler ayrı ayrı işlenmiş. 7 ay Sur Lies yöntemi ile kendi tortusu üzerinde Fransız meşe fıçılarda dinlendirilmiş. Sonrasında ideal kupaj oranları saptanarak harmanlanmış. Sonrasında 4 ay daha Fransız Meşe fıçılarda olgunlaşması sağlanmış. 6 ay da şişede dinlendirilen şarap öyle tüketimi sunulmuş. Yani şarap oldukça seçici ve özenli bir çalışmanın ürünü.
---------------------------------
Signium'u direkt olarak Doluca'dan temin ettim. Ve tanenli genç bir şarap olması dolayısı ile 3 saat boyunca dekante ettikten sonra tadımını gerçekleştirdim. Şarap benim açımdan üstün niteliklere sahip bir şarap değil. Oldukça gövdeli ve kaslı bir yapıya sahip olsa da özünde bir zerafet,incelik ve özgün bir nitelik barındırmıyor. Fiziği son derece iyi ama kimyası biraz eksik kalmış diyebilirim. Belki daha fazla yıllanmaya ihtiyacı olabilir. En azından tanenlerin yuvarlanması için bu durum şart.
----------------------------------
Doluca Signium 2008
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: Trakya-Denizli
ÜZÜM: Cabernet Sauvignon&Shiraz&Cabernet Franc&Merlot
MEŞE: 11 ay Fransız Meşe
FİYAT: 59 TL
-----------------------------------
83 (6,5): Renk koyu bordo. Burunda önde meşe tonları hakim. Daha geriden siyah meyvemsi nüanslar algılanıyor. Damakta yüksek gövdeli,yoğun ve tanenleri belirgin. Bitimi oldukça uzun olmasına karşın, köşeli tanenler nedeniyle sert. Damağı biraz yoruyor. Gövde ve yapısı 2-3 yıl daha dinlendirilip öyle tadılmasını gerektiriyor.

7 Aralık 2010 Salı

Pamukkale Anfora Shiraz Rezerve 2006


BUKE (Bouquet); şarap terminolojisinde sıklıkla kullanılan bir terim. Şarapta yıllanma-olgunlaşma sürecinde; üzümden ve meşeden gelen aromaların kompleks bir yapıya kavuşmasıyla ortaya çıkan tersiyer (üçüncül) kokular anlamına geliyor. Türk şaraplarında pek rastlanılan bir durum değil. Çünkü Türk şarapları malesef sağlıklı yıllanamıyorlar. Bunun en önemli nedenlerleri bağların çok genç olması, üzümün optimum olgunluğa erişememesi, üretim aşamasında sorunlar ve bilinçsiz meşe fıçı kullanımı olarak sayılabilir. Bu bilgileri vermemdeki amaç ise bukenin ortaya çıktığı nadir bir Türk şarabını sunmak. Pamukkale Şarapçılığın 2006 rekoltesi olmasına karşın çok kısa süre önce piyasaya verdiği Anfora Shiraz Rezerve. Pamukkale Şarapçılık; meşe fıçı kullanımını çok iyi başarıyor ve şarabı uzun yıllar şişede de dinlendiriyor. Üzüm iyi ise, şarabı da okside etmeden saklayabilirseniz, ortaya böyle çok olgun bir şarap çıkıbiliyor demekki. Bu şarabın 3. rekoltesi ve her rekoltesinde şarabın kalitesi biraz daha da artığını söyleyebilirim.
--------------------------
Pamukkale Anfora Shiraz Reserve 2006
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: Denizli-Güney
BAĞ: ??
ÜZÜM: Shiraz (%100)
MEŞE: 18 ay Fransız Meşe
FİYAT:35-40 TL
---------------------------
90 (8) : Koyu bordo renkli. Burunda bukeler belirmiş. İlkin böğürtlen frenk üzümü gibi siyah meyvemsi kokular belirgin şekilde algılanıyor. Daha geriden siyah çay,gül kurusu ,katran ve tütün gibi kompleks aromaları şarap havalandıkça hissediyorsunuz. Damakta dengeli ve gövdeli. Tanenler tamamen yuvarlanmış durumda.Sadece bitim biraz umduğumdan kısa kalıyor diyebilirim. Bu yılın en iyi şaraplarından birisi. Fiyatı-Kalite açısından da çok çok başarılı.

2 Aralık 2010 Perşembe

Arcadia Kırmızı 2009



Yılın bu son günlerinde, sessiz ama oldukça iddialı bir şarap markası ile daha tanıştık. Adı ARCADIA . İlk duyduğumda aslında biraz adından dolayı yadırgamıştım. Çünkü Arcadia , Yunanistan'nın Mora yarımadasında yer alan antik bir coğrafi bölgenin adı. Şaraba böyle alakasız bir isim verilmiş olması biraz anlamsız gelmişti. Sonra biraz araştırınca bunun iki nedenle, bilinçli ve doğru bir seçim olduğunu anladım. Birincisi bağların yer aldığı Lüleburgaz'ın Roma ve Bizans çağlarındaki antik adı "Arcadiopolis" imiş. Roma imparatoru "Arcadius'un kenti" anlamına geliyor. Tarihte bu kent civarındaki topraklarda pek çok önemli savaşlar yaşanmış.Son olarak 1. Balkan savaşında da şiddetli çarpışmalara sahne olmuş bir kent. Diğer neden ise bağların ve şaraphanenin sahibi olan ailenin soyadının Arca olması. Bu iki mantıklı nedenden dolayı ön yargılarım bir anda ortadan kalktı ve bu şaraba ilgi duymaya başladım. Şaraphanenin ve bağların başında Zeynep Arca var. Yıllarca kendisini yurtdışındaki önemli bağlarda ve şaraphanelerde yetiştirmiş vizyon sahibi bir yönetici. Uzun araştırmalar sonucunda 2002 yılında Kırklareli-Lüleburgaz'da 2000 dönümlük arazi satın alınmış.Bu arazinin 350 dönümünde de 2003 yılında bağlar oluşturulmaya başlanmış.
Arcadia Bağları-Lüleburgaz
-------------------------

Arcadia Bağları, Trakya'da Lüleburgaz ile Istranca Dağları arasında yer alan Hamitabat köyü yakınlarda. 350 dönümlük bağlarda Cabernet Sauvignon, Cabernet Franc, Merlot, Sangiovese, Sauvignon Blanc, Sauvignon Gris, Pinot Gris, Öküzgözü, Narince üzümleri yetiştiriliyor. Şaraphane bağların içinde ve yerçekimine uygun olarak modern biçimde tasarlanmış. Şarapların ve bağların kontrolü ve yapımı, Fransız ünlü önologlar Michael Salgues ve Alain Carbonneau danışmanlığında yapılıyor.2003 yılında oluşturulan bu bağlardan, 2009 rekoltesi ilk şaraplar beyaz, roze ve kırmızı olarak geçtiğimiz günlerde piyasaya çıktı. Arcadia Kırmızı böylesine genç bir bağ için oldukça olgun bir şarap olmuş. Madrid'te yapılan ve yeni şarapların kıyaslandığı bir yarışmadan da altın madalya almayı başarmış.

----------------------
Arcadia Kırmızı 2009
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: Trakya-Kırklareli-Lüleburgaz-Hamitabat Köyü
BAĞ: Arcadia Bağları
ÜZÜM: Cabernet Sauvignon- Cabernet Franc-Merlot (tekbağ)
MEŞE: 10 ay Fransız Meşe
FİYAT: 62 TL (Maniagurme)
--------------------------
87 (7,5): Hafif mor röfleleri olan koyu bordo renkli. Burunda yoğun şekilde frenk üzümü yaban mersini ve böğürtlen kokulu. Damakta orta gövdeli ve dengeli bir şarap. Bitim ise tatlı baharatsı ve orta uzunlukta hissediliyor. Üreticinin bu ilk kırmızı şarabı gelecekteki şaraplar için çok büyük umut veriyor ve merak uyandırıyor.

26 Kasım 2010 Cuma

Urla Boğazkere 2009


Bu yılın en çok ilgi çeken şaraplarından birisi Urla Şarapçılık Boğazkere 2009 oldu. Masters of Wine-İstanbul tadımında aldığı 88 puan ile yerli üzüm çeşitleri içinde 1. sırada yer alan şarap, Boğazkere'nin adını da yurtdışında etkili biçimde duyurmuş oldu. Şarabı son olarak Şarap Tutkunları ile yaptığımız Türk-Yunan şaraplarının karşılaştırılması etkinliğinde tattım. Aşağıdaki tadım notu ve puan da tamamen bu kör tadımdan tuttuğum notlardan. Şarap çok koyu rengi , kompleks floral karakterdeki sunduğu kokular ve gövdeli yoğun yapısı ile yine çok ilgi çekiciydi. Bu şarabın nasıl yıllanacağını merak ediyorum doğrusu. Yine bu şarabın meşe fıçıda çok iyi olgunlaşacağına hiç kuşkum yok. Gövde ve dokusunun bunu kaldıracağını ve zenginleşerek yıllanacağını düşünüyorum. Bu konuda tek çekincem kullanılan Boğazkere üzümünün sadece Urla Şarapçılık bağlarından sağlanmamış olabileceği. Urla Chardonnay'de olduğu gibi Antalya-Elmalı-Likya bağlarından da Boğazkere üzümü tedarik edilmiş olabilir. Bu durumda önümüzdeki rekoltelerde aynı başarı tekrarlanamayabilir. Son olarak şarabın fiyatının da genç bir şarap için 75 TL gibi oldukça yüksek bir düzeyde olduğunu belirtmek lazım.
-----------------------
Urla Şarapçılık Boğazkere 2009
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: Urla-Antalya (?)
BAĞ: Urla ve Likya Bağları (?)
ÜZÜM: %100 Boğazkere
MEŞE: yok (belki kısa süreli?)
FİYAT: 75 TL
------------------------
88 (7,5): Mürekkep gibi koyu ve mor röfleli. Burun son derece floral karakterde.Bahar çiçekleri,ahududu, menekşe, meyveli sakız..vb parfüme kokular yoğun şekilde algılanıyor . Damakta yüksek gövdeli ,dengeli ve meyvemsi. Dokusu sağlam ama katmanlı bir yapıda değil. Bitimi de oldukça uzun ve lezzetli.
----------------------

20 Kasım 2010 Cumartesi

Şarap Tutkunları ile Türk-Yunan Tadımı



Uzun bayram tatili benim için çok güzel bir şarap deneyimine de sahne oldu. Çok önceden tanırmışcısına aslında yakından tanıdığım "Şarap Tutkunları" grubunun değerli üyeleri ile bu kez İzmir' de yüzyüze tanıştık ve çok başarılı bir tadım düzenledik. Ayhan Güleyen, İlker Özdemir ve Arif Öncü Beylerin öncülük ettiği bu tadıma davet edilmem beni inanılmaz sevindirdi. Şarap kültürü çok yüksek bu insanlara deneyimlerini benimle de paylaştıkları için çok teşekkür ediyorum. Çok şey öğrendim ve inanılmaz keyif aldım.



Tadımın konusu; uluslarası pazarda da belli bir yeri olan, gözde Yunan kırmızı şarapları ile kendini pek çok alanda ispatlamış bazı iyi Türk kırmızı şaraplarının kör bir tadım ile karşılaştırılması idi. Yunan Şarapçılığı aslında bizden çok ileri bir düzeyde olduğu söylenemez. Yine de ünlü şarap dergilerinde sık sık puanlandırılıyor ve bu nedenlede kendine dış pazarda az da olsa yer bulabiliyor. Fiyatları da oldukça makul düzeyde kalıyor. Kırmızı şarapları 90 puan sınırını zorlukla ve nadiren geçebiliyor. Ancak beyaz ve tatlı şaraplarının iyi örneklerinin her rekoltesi 90-95 arasında rahatlıkla puan alabiliyorlar. Ayrıca şunu da söyleyebilirim ki yerli üzüm çeşitleri şaraplarında oldukça fazla bir ağırlığa sahip. Yabancı türlere olan ilgi ve merak ise bize göre çok daha sınırlı kalıyor.


Tadım sonunda şaraplar sıralandı ve son değerlendirmeleri yapıyoruz.

Tadımını yaptığımız Yunan Şarapları:

1- Boutari Naoussa Grande Reserve 2004: Boutari Yunanistan'ın en büyük üreticilerinden birisi. Ülkenin belli başlı tüm bölgelerinde bağları ve şaraphaneleri mevcut. Grande Reserve şarabı Makedonya'nın Naoussa apelasyonundaki bağlarından ve %100 Xinomavro üzümlerinden yapılmış. Tam 4 yıl Fransız meşe fıçılarda olgulaşması sağlanmış. 2004, en son rekoltesi ve RP'dan tam 90 puan almış. Fiyatı 15 Euro.

2- Kir Yianni Yianakochori 2007: Kir Yianni Makedonya'nın en iyi üreticilerinden. Bağları Selanik kentine çok yakın. Bağların içindeki Osmanlı karakol kulesi üreticinin de simgesi konumunda.Bu şarap %60 Merlot ,%40 Xinomavro kupajı. 12 ay Fransız meşelerde olgulaştırılmış. Üreticinin en iyi şaraplarından birisi. Fiyatı 20 Euro.

3- Alpha Estate Red 2005: Alpha Estate ülkenin ve Makedonya'nın en kuzeyindeki Amnydeon apelasyonunda yüksek rakımlı ve dağlık bölge bağlarına sahip. Son dönemdeki en iyi Yunan üreticilerinden. Bağlarında hemen tüm yerli ve yabancı üzüm çeşitleri yer alıyor. Ülkenin tek Pinot Noir şarabı üreticisi. Alpha Estate Red üreticinin amiral gemisi şarabı. %60 Syrah,%20 Merlot ve %20 Xinomavro kupajı. 11 ay Fransız ve Amerikan meşe fıçılarda olgunlaştırılmış. 2005 rekoltesi RP'den 89 puanlı. Fiatı 30 Euro.
4- Domaine Skouras Grande Cuvee Nemea 2006: Yunanistan'ın güneyindeki Mora Yarımadasının en iyi üreticilerinden birisi. Mora'nın temel üzümü olan Agiorgitiko'dan yapılmış. 12 ay Fransız meşe fıçılarda olgunlaştırılmış. RP'dan 89 puanlı. Yarışmalarda altın madalyaları var. Fiyatı 20 Euro.
5- Alpha Estate Omega 2007: Tadım dışında tadılan doğal tatlı şarap. %85 Gewürztraminer %15 Malagosia kupajı. Fiyatı 15 Euro.
------------------------------------------
Tadımını Yaptığımız Türk Şarapları:
1- Corvus Corpus 2006
2- Prodom 2007
3- Urla Boğazkere 2009
4- Pendore Boğazkere 2008
5- Kavaklıdere Prestige Boğazkere 2004
Ayrıca tadıma 1 adette fiyatı makul düzeyde kalan ve marketlerde kolayca bulunabilen yabancı bir şarap da eklendi. Bu şarap sonradan öğrendik ki İspanyol şarabı Le Altanza Crianza 2004 idi. 20 Tl lik bir fiyatı söz konusu.
------------------------------------------
Tadımın sonuçları ile ilgili olarak, facebook/sarap tutkunları sayfasında kısa bir süre sonra kapsamlı bir değerlendirme yer alacak. Ancak ben bu noktada bir kaç kısa not düşmek istiyorum. Öncelikle şunu söylemek lazım. Tek bir tadım ile kesin yargılara varmak elbette doğru değil. Daha bir çok deneyime ihtiyaç var. Ama temel düşüncem; Türk üzüm ve şarapları , Yunan üzüm ve şarapları ile karakter ve kalite olarak kısaylanabilir düzeyde. Çünkü hemen her üzümün bir karşılığı söz konusu. Xinomavro- Boğazkere ; Agiorgitiko-Öküzgözü ; Assyrtiko-Narince birbirinin karşı kıyılardaki kardeşleri adeta.
-------------------------------
1- Tadımın en büyük hayal kırıklığı benim için Boutari Grande Reserve 2004 oldu. Üzüm 4 yıllık meşe fıçıyı pek kaldıramamış. Piyasaya verildiği ilk aylarda belki başarılı bir şarap olabilir ama çok hızlı bir biçimde çöküşe geçtiği ve son aylarını yaşadığı da bir gerçek. Oysa bu şarabı karşılaştırdığımız Kavaklıdere Prestige Boğazkere 2004 hala sapasağlam ayakta. Önünde daha çok uzun yıllar var gibi. Yani potansiyel olarak Boğazkere, Xinomavro'nun epey önünde gözüküyor. Bir de Diyarbakır'da kontrollü, belli bir yaşın üzerinde, tek bağdan çıkan bir Boğazkere şarabını hayal edin.
-----------------------------
2- Bizim bu yıl içinde çıkan ve çok ilgi çeken 2 adet meşe çalışması görmemiş Boğazkere şarabımız oldu. Birisi Urla 2009 diğeri Pendore 2008. Her ikisi çok yakın ortak özelliklere sahip. Renkler çok koyu; burunlar son derece floral karakterde. Rustik ve klasik Diyarbakır Boğazkerelerinin çok dışında şaraplar. Çok büyük potansiyellerinin olduğu açık. Yine de yabanıl Boğazkere şaraplarına da sırt çevirmemek gerekir diye düşünüyorum. Her ikisi beraber götürülmeli ve bu üzüm üzerinde çok çalışmamız lazım. Bu 2 şarabı karşılaştırırsam Urla'yı bir kademe üstte tutuyorum. Mürekkep bir renk,oldukça kompleks çiçeksi-floral bir burun, yoğun bir gövde. Bu şarabın nasıl yıllanacağını merak ediyorum doğrusu.
--------------------------------
3- Yunanistan'ın en iyi kupaj şaraplarından birisi olan Alpha Estate Red 2005 'de Türk kupajlarının gerine düşüyor. Bu şarabın karşılığı olabilecek Corpus 2006 ve Prodom 2007 ondan açık ara daha başarılı şaraplar. Ama yine de aynı rekoltelerde değerlendirme yapmak daha doğru olacaktır.
---------------------------------
4- Benim için en iyi Türk şarapları Corpus 2006 (89 puan) ve Urla Boğazkere (88 puan). İçtiğim bazı şişelerde geçmişte beni hayal kırıklığına uğratsa da Corpus şaşırtıcı derecede güçlü bir şarap olarak damakta kendini hemen hissettirdi.
-------------------------------
5- Benim için en iyi Yunan şarabı ise D. Skouras Grande Cuvee 2006 ( 87 puan) çıktı. Yoğun baharatsı bir buruna ve güçlü bir bitime sahip. Ama kompleks bir damağa sahip olduğu da söylenemez.
--------------------------------

16 Kasım 2010 Salı

Mar de Frades Albarino 2009


Urla Zeytinalanı'nda kahvaltı ,ardından Urla ve Urlice Bağlarını ziyaret ve son olarak da Alaçatı'da akşam yemeği. Bugünün Ege temalı programı böyle. Akşam yemeği için düşündüğm mekan ise uzun süredir merak ettiğim "Maria'nın Bahçesi". Restaurant İstanbul'da epeyce ilgi gördükten sonra ,geçen yıl Alaçatı içinde ve Alaçatı Port 'da da şubelerini açtı. Ege ve Yunan mutfağından çok güzel örnekler sunuyor. Alaçatı merkezdeki şubesi kış sezonu nedeniyle kapalı. Bunun üzerine Alaçatı Port'a yöneldik. Burada da tüm akşam mekanın tek müşterisi biziz. Kış sezonu nedeniyle menü biraz kısıtlanmış olsa da kalamar akordeon, ahtapot ızgara ve herbiri 500 gr'lık 4 adet Sargoz seçiyoruz. Sonra şarap rafındaki mavi bir şişe çok uzaktan dikkatimi çekiyor ve hiç hesapta yokken bu yazının da ana konusunu oluşturuyor. Şarabın 2009 rekoltesi görünce ve fiyatının da 100 TL olduğunu öğrenince hiç düşünmeden alıyorum. Çünkü şarabın dağıtıcısı olan Mania Gurme'deki fiyatı zaten 80 TL. Üstelik şarabın en yeni en taze rekoltesi. Yani ne fiyat ne kalite anlamında risk almamış oluyorum. Değilse ben normalde restaurantlarda kolay kolay hiç beyaz şarap içmem. Ya şaraplar bayattır, nerede nasıl saklandığını bilemezsin ya da ederinin çok üzerinde fiyatlandırılırlar.Bu kez böyle olmuyor. Sevinerek masama dönüyorum. Eşim Selin ve en yakın arkadaşlarım Aslıhan ve Bülent'e heyecanla durumu anlatıyorum. Deniz,balık,şarap,müzik ve arkadaşlar.Masada eksik olan tek şey ise Yağmur.
Marde Frades Albarino bağları

Mar de Frades Albarino uzun süredir aklımda olan bir şaraptı. Ülkemize birkaç yıldır Mania Gurme tarafından getiriliyor. İspanya'nın Atlantik Okyanusuna bakan bölgesi olan Galicia'dan (Galisya) ve buranın ana üzümü olan Albarino dan yapılmış. Bu üzüm İspanya'nın en iyi ve en dış pazarda da en çok ilgi gören beyazı. Özellikle deniz ürünleri ile çok iyi uyum sağlandığı hep ifade ediliyor. Hem gövde hem ferahlatıcı asiditeyi bir arada sunabilen iyi kalitede şaraplara imza atıyor. Üzümün karakteri büyük oranda Riesling ile benzeşiyor. Ve bir çok otöre göre de zaten aynı üzümler. Bu konuda çok kapsamlı bir çalışma henüz yapılmamış. Yapılacağını da sanmıyorum. Çünkü Albarino bir İspanya markası olmuş durumunda ve gitgide daha da çok ilgi görüyor.
--------------------------
Galisya'nın Albarino'dan yapılan şarapları ile ünlü apelasyonu Rias Baixas (DO). Bölgede pek çok üretici var. %100 Albarino 'dan yapılan şaraplarda meşe fıçı kullanılmıyor. Bazı üreticilerin bağları dünyanın en yaşlı asmalarından oluşuyor. Şarapların fiyatlarını da son derece makul. Örneğin tattığım Mar de Frades Albarino'nun en iyi örneklerinden birisi ve Avrupa'daki satış fiyatı 12 Euro kadar.
Mar de Frades bölgenin iyi ve çok satan üreticilerinden birisi. Sadece iki farklı bağdan, 2 ayrı %100 Albarino şarabı var. Şişeler denizi çağrıştırması için mavi renkli ve etiketi de termokromik özellikte. Yani doğru içim ısısına gelindiğinde ettikette mavi renkli bir gemi beliriyor. Yani görsel açıdan şarabın tasarımı çok hoş. İnsanı deniz kıyısında deniz ürünleri tüketmeye zorluyor adeta.
----------------------------------
Mar de Frades Albarino 2009
STİL: Sek Beyaz Şarap
BÖLGE: İspanya-Galicia-Rias Baixas-Vol do Salnes
BAĞ: Val do Salnes Bağları
ÜZÜM: %100 Albarino
MEŞE: yok
FİYAT: 80 TL (mania gurme)
-----------------------------------

Galisya'da Atlanik okyanusunu gören asmalar

93 (8,5): Açık sarı renkli. Burunda çok yoğun şekilde narenciye (mandalina greyfurt..vs) kokulu. Damakta dengeli, meyvemsi ve çok yoğun gövdeli bir şarap. Bitimdeki mineralsi tatlar çok uzun süre damakta iz bırakıyor. Bol meyveli ve içimi çok lezzetli bir şarap.Hem gövde, hem asidite, hem aromatik açıdan doyurucu. Bu düzeyde bir Türk beyazı henüz tatmış değilim.

6 Kasım 2010 Cumartesi

Prodom Syrah-Petit Verdot-Cabernet Franc 2008


Prodom'un 3. rekoltesi olan 2008, çok yakın zamanda piyasaya çıktı. 2007 benim açımdan tattığım en iyi Türk şarabı olma özelliğini bu yıl bütünüyle korudu. Gövde ve damaktaki katmanlı zengin yapısına henüz erişebilen bir Türk şarabı tadamadım. Bu nedenle 2008 rekoltesini de merakla bekliyordum. İlk tadımım biraz hayal kırıklığı oldu. Çünkü şarapta oksidasyon başlamıştı. Bu nedenle ilk tadımı es geçtim. Başka bir gün 2. şişeyi açtım.1 saat dekante ettikten sonra tadımını yaptım. Bu kez korktuğum şey tekrarlanmadı. Yine de şarabın 2007 rekoltesinin gerisine düşmüş olduğu kolayca farkedilebiliyor. Bu arada Prodom ile ilgili olarak planım şu. Her rekolteden birer veya ikişer şişeyi kavda saklamak. Toplam 6 rekolte olunca da toplu bir tadımda şarapların gelişimini retrospektif olarak değerlendirmek.
---------------------
Prodom Syrah-Petit Verdot-Cabernet Franc 2008
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: Ege-Aydın
BAĞ: Savrandere Bağları
ÜZÜM: Syrah & Petit Verdot & Cabernet Franc (Kupaj oranlar??)
MEŞE: 14 ay Fransız Meşe
-------------------------
85 (7) : Renk koyu bordo. Burun mentolsü ve siyah meyvelerce (Frenk üzümü, böğürtlen) zengin. Damakta dengeli, meyvemsi ve orta gövdeli bir şarap. Bitimde tanenler daha belirgin ve orta uzunlukta. 2007 rekoltesine göre daha genç karakterli, meyvemsi ve rahat içimli bir şarap ortaya çıkmış. Yine 2007 rekoltesi ile karşılaştırıldığında, damaktaki katmanlı, yoğun doku hissedilmiyor. Buna karşın kesinlikle yabancı kupajlar içinde Türkiye'nin en özgün, en sıradışı şarabı olma özelliğinde.

2 Kasım 2010 Salı

Sevilen Centum 2007


Sevilen Centum; Türkiye'nin en iyi şaraplarından birisi.2007 şarabın üçüncü rekoltesi olarak geçtiğimiz aylarda piyasaya çıktı. Centum 2007 de yine %100 Syrah şarabı. Üzümler Denizli-Güney'de Aşağıçeşme köyündeki tek bir bağdan geliyor.Şarabın 14 ay boyunca Fransız meşelerde olgunlaşması sağlanmış.Şarap, yine üzümün doğasını ve karakterini çok doğru bir biçimde yansıtıyor. Ancak 2007 rekoltesine baktığım zaman, 2005 ve 2006 rekoltelerinden damak olarak bir miktar geride kaldığını düşünüyorum. Özellikle 2005 rekoltesi hala benim için bir efsane ve kolay kolay geçilecekmiş gibi durmuyor.
-------------------
Sevilen Centum 2007
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: Denizli-Güney-Aşağıçeşme
BAĞ: Centum Bağı (anlaşmalı)
ÜZÜM: %100 Syrah
MEŞE: 14 Fransız Meşe
FİYAT:60 TL
----------------------
85 (7): Renk müthiş. Çok derin koyu bordo. Burunda karabiber ve baharat kutusu çağrışımlı tipik bir Syrah. Damakta orta gövdeli ve tanenleri halen güçlü bir şarap. Bitimi baharatsı ve beklediğimden biraz daha kısa kalıcılıkta.Yine de benim için Türkiye'de %100 Syrah'ın en klasik ve en iyi şarabı.Damakta ilk rekoltesindeki gövde ve dokuyu çok özlüyorum.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Doluca Alçıtepe Cabernet Sauvignon-Shiraz 2007


Doluca Şarapçılık, bu yıl ortalarında oldukça iddalı oldukları bir seri şarabın başlangıcını yaptı. Tek bir bağın ürünü olacak bu şarapların ilki Alçıtepe Cabernet Sauvignon & Shiraz 2007, Mayıs ayında tüketime sunuldu. Alçıtepe bağların adı. Gelibolu yarımadasında yer alan bu Alçıtepe Bağları 2001 yılında oluşturulmaya başlamış ve üzüm çeşitleri olarak da Cabernet Sauvignon, Shiraz, Grenache ve Öküzgözü belirlenmiş. Serinin ileri yıllarda oldukça genişleyeceğini düşünüyorum. Ben bu şarabı direkt olarak üreticiden ve numaralı olarak 2 adet temin ettim. 5-6 ay kadar kavımdaki dinlenme sürecinin ardından yaklaşık 1 saat de dekante ettikten sonra tadımını gerçekleştirdim.
----------------------
Şarabı tatmadan önce, Avusturalya'daki örneklerinde olduğu gibi çok güçlü ve kaslı bir şarap içecekmişsiniz gibi geliyor insana. Tadımla birlikte bu beklenti biraz sönüyor. Şarap büyük bir şarap değil. Ancak içimi son derece zevkli, oldukça genç karakterli ve lezzetli bir şarap. Tadımı yaptığımız 4 kişi de şarabı oldukça beğendi doğrusu. Hani yarı fiyatına olsa her gün, her yemekle tüketilebilecek bir şarap. Ancak bir kav şarabı değil elbette. Bağlar olgunlaştıkça Alçıtepe'den daha iddalı şaraplar da zamanla çıkacaktır.
---------------------
Doluca Alçıtepe Cabernet Sauvignon&Shiraz 2007
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: Trakya-Gelibolu-Alçıtepe (Saroz)
BAĞ: Alçıtepe Bağları
ÜZÜM: %50 Cabernet Sauvignon, %50 Shiraz (Tek Bağ)
MEŞE: 13 ay Fransız Meşe
FİYAT: 80 TL
-----------------------
87 (7,5): Mor röfleli bordo renkli. Burun canlı meyvemsi karakterde. Vişne,vişne likörü ve kırmızı kiraz kokuları algılanıyor. Damakta orta gövdeli, çok dengeli ve bol meyve yüklü bir şarap.Bitimi de oldukça uzun ve lezzetli . Büyük güçlü bir şarap değil ama içimine doyum olmayan zarif bir şarap örneği.

29 Ekim 2010 Cuma

Paşaeli 2006


Paşaeli 'nin aynı yıl içinde çıkan 2. rekoltesi. Paşaeli ve Buca Bağcılığı hakkında edindiğim bilgileri 2005 rekoltesi tadım notlarında sunmuştum . Tekrarlama gereği duymuyorum. Ama internet haberlerinden okuduğum ve beni oldukça heyecanlandıran bir yeni bir gelişme var. Paşaeli, kayıp bir Trakya beyazı olan Kolorko üzümünden bir şarap yapmış. Şarap 250 şişe gibi çok sınırlı miktarda ve piyasaya bildiğim kadarı ile de verilmedi. Bu şarabı tatma şansım olmasa da böyle bir çabadan çok mutlu oldum. Umarım bu nadir üzümün peşini bırakmazlar. Paşaeli Kolorko, ilerideki yıllarda mutlaka elde etmek istediğim bir şarap olacak kuşkusuz. Böyle kaybolmak üzere olan antik ve yerel üzüm çeşitlerimizden birisi daha hayat buluyor. Tebrik ediyorum ve alkışlıyorum.
---------------------------------
Paşaeli 2006
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: Ege-İzmir-Buca-Kaynaklar (İonya)
BAĞ: Serez Çiftliği 235 m (üreticiye ait)
ÜZÜM: Cabernet Sauvignon & C.Franc & Merlot & P.Verdot (Tek Bağ)
MEŞE: 24 ay Fransız Meşe
FİYAT: 60 TL
--------------------------------
78 (6): Renk; turuncu röflelerin belirdiği koyu bordo. Burunda frenk üzümü ve yaban mersini kokuları belirgin. Damakta dengeli ve orta gövdeli. Bitimde ise biraz cansız ve kısa kalan bir şarap.

24 Ekim 2010 Pazar

Büyülübağ Shah 2008

Büyülübağ'ın en yeni şarabı çıktı. Bu şarap pek çok açıdan yenilikleri içeriyor. Birincisi üzüm adının öne çıkmadığı farklı bir ad ile çıkarılmış. SHAH yani ŞAH adı direkt olarak insanda otantik Doğu çağrışımına neden oluyor. Ve tahmin edilebileceği ürün bir Şiraz şarabı. İkincisi bence çok çok başarılı ve adına çok yakışan ve oryantal esintiler taşıyan bir etiket dizaynı söz konusu.Dolayısı ile üzüm, marka ve etiket dizaynının birbiri ile tutarlı olduğu özel bir marka yaratılmış. Aslında Avşa adasının ne kadar doğudur tartışılır tabi ki. Avrupa'ya göre Doğu ancak bize göre aslında tam Batı. Ancak eğer dış pazarlar düşünülüyorsa doğru bir strateji olduğu da kesin.
------------------------
SHAH, %100 bir Syrah şarabı değil. %75 oranında Syrah kullanılmış. Geri kalan %25 ise eşit oranda Cabernet Sauvignon ve Merlot üzümlerinden oluşuyor. Şarapta kullanılan üzümlerin tamamının Avşa adasından olduğu arka etikette belirtilmiş. Bildiğimiz kadarı ile Büyülübağ'ın kendi bağlarında Syrah üzümü yok. Bu durumda üzümlerin muhtemelen yine Avşa adasındaki anlaşmalı farklı bağlardan temin edilmiş olması gerekir. Şarap 12 ay Fransız Meşe fıçılarda ve 6 ay şişe olgunlaştırıldıktan sonra tüketime sunulmuş.
----------------------------
Büyülübağ Shah 2008
STİL: Kırmızı Sek Şarap (%14,5 alkol)
BÖLGE: Marmara-Avşa Adası
BAĞ: Avşa Adası Bağları
ÜZÜM: %75 Syrah, %12,5 Cabernet Sauvignon, %12,5 Merlot
MEŞE: 12 ay Fransız Meşe
FİYAT: 50 TL
--------------------------
85 (7) : Koyu bordo renkli. Burun bir miktar kapalı. Kuru meyvemsi ve baharatsı tonlar algılanıyor. Damakta tanenler yuvarlanmış ama hala güçlü olarak hissediliyor.Orta gövdeli şarabın bitimi de oldukça uzun ve baharatsı lezzette.

19 Ekim 2010 Salı

Melen Öküzgözü Rezerve 2007


Melen Öküzgözü Rezerve, bence Melen'in en dikkat çekici şarabı. İlk rekoltesi olan 2006, Öküzgözü'nün karakterini ve potansiyeli oldukça iyi yansıtıyordu. 2. rekoltesi olan 2007' yi ise yakın zamanda tattım. İlk rekoltesinde olduğu gibi şarap, monosepaj bir ürün değil. %80 oranında Öküzgözü üzümünden yapılmış ancak %10 'ar oranlarında Shiraz ve Merlot da kupaja eklenmiş. Yine oldukça beğendiğim bir şarap oldu. Ama şarap bir önceki rekoltesinden oldukça farklı yapılmış. 2006 kuru meyvemsi tonlara sahip, olgun ve ağırbaşlı bir şaraptı. 2007 rekoltesi ise içim olarak yine keyifli ancak karakteri 2006'ya göre çok farklı bir şarap.Kesinlikle daha canlı meyvemsi zarif ve çok genç bir şarap olmuş. Birbiri ile kıyaslanamayacak kadar farklı iki şarap. Bu nedenle hangisi daha iyi yorum fazla yapamıyorum . Ama herşeye rağmen 2006 daha karakteristik bir şarap denilebilir.
------------------------------------------
Melen Öküzgözü Rezerve 2008
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: Trakya- Hoşköy-Ganohora
BAĞ: Melen Bağları
ÜZÜM: %80 Öküzgözü, %10 Shiraz, %10 Merlot (Tek Bağ)
MEŞE: 6 ay Fransız Meşe
FİYAT: 35 TL
------------------------------------------
83 (6,5) : Renk parlak canlı yakut kırmızısı. Burunda kırmızı kiraz ve vişne gibi canlı meyvemsi yapıda. Damaktada meyvemsi, orta gövdeli ,dengeli ve akıcı bir şarap. Bitim orta uzunlukta.

12 Ekim 2010 Salı

Melen Manastır Cabernet Sauvignon 2006


Melen'in yakın geçmişte yeniden düzenlediği Manastır bağlarından Shiraz'ın ardından yine hepsi 2006 rekoltesi olan 3 monosepaj şarap daha tüketime sunuldu. Bu şaraplar Cabernet Sauvignon, Merlot ve Tempranillo. 4 şarapta Fransız meşe fıçılarda ve şişede uzun süre olgunlaştırılmış ve öyle piyasaya verilmiş. Melen , 150 dönümlük bu Manastır bağları üzerinde çokca ve özenle çalışıyor. Şarapların 2006 rekoltesi bu bağların ilk ürünleri. Bağlar olgunlaştıkça çok daha başarılı şaraplar çıkacağını düşünüyorum . Ancak serinin şuan için en fazla öne çıkan şarabı Shiraz oldu. Bu şarabı daha önce tatmıştım. Sırada ise Cabernet Sauvignon var. Bu arada bağın içinde yer alan tarihi Hagios Ioannis Theologos manastırı da bu şaraplara ayrı bir mistik hava katıyor ve benim bu şaraplara olan ilgimi de her seferinde arttırıyor.
--------------------------------
Melen Manastır Cabernet Sauvignon 2006
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: Trakya - Ganohora-Hoşköy
BAĞ: Melen Manastır Bağları ( 200 m rakım)
ÜZÜM: %100 Cabernet Sauvignon
MEŞE: Fransız Meşe Fıçı (süre?)
-----------------------------
80 (6,5) : Renk koyu bordo. Burun oldukça yoğun reçelsi kırmızı olgun meyvelerle yüklü. Damakta derinlik sınırlı ,orta gövdeli ve tanenli. Bitimi de oldukça tanenli bir şarap. 2 yıl kadar daha dinlendirilip öyle tadılması gerek

11 Ekim 2010 Pazartesi

Urlice Syrah-Cabernet Sauvignon Reserve 2008




Urla, son günlerde (ne demekse) Beyaz Türk'lerin başkenti ilan ediliverdi . Benim içinse son 10 yıldır zaten huzurun başkenti idi. Bu coğrafyanın benim için tek eksiği olan, yöresel kaliteli bir şarabının olmaması hali son yıllarda fazlası ile giderilmiş durumda. Urlice ve Urla Şarapçılık Urla'nın bağcılık ve şarapçılık geçmişine yakışır 2 ciddi üreticimiz. Urla Şarapçılık şuana kadar ki Türkiye'nin en önemli yatırımlarından birisi konumunda. Urlice ise son 2-3 yıldır biraz amatör ruhla sadece kendi bağlarından küçük miktarlarda şarap yapan küçük bir üretici. Daha ilk rekoltesi olan 2004 Cabernet Sauvignon'larını kendi bağlarında tatmıştım. Şimdi ise son rekoltesi olan 2008 reserve şaraplarını tadıyorum. Aradaki değişim gerçekten müthiş. Ev şarabı düzeyinden, neredeyse mahzen şarabına düzeyine bir evrim söz konusu. Etkileyici bir başarı öyküsü.
------------------
Urlice'nin 80 dönüme ulaşan bağlarında Cabernet Sauvignon, Syrah, Merlot, Chardonnay ve az miktarda Karaburun Sultaniyesi yetiştiriliyor. Urlice'nin sahipleri olan Reha ve Bilge Öğünlü çifti öncelikle tam bir bağcı. Bağları uzaktan seyretmiyorlar, işin tam içindeler. Şarap üretimi ise bağın hemen kenarındaki küçük taş evde gerçekleşiyor. Sadece kendi bağlarından küçük parti üretimler yapıyorlar. Yeni çıkan ürünler içinde en çok göze batan Syrah&Cabernet kupajı olan ve Fransız Meşe fıçılarda olgunlaştırılan Reserve şarabı oldu. Cabernet-Merlot 2007 şarabını da birkaç gün önce tattım. O burunda zengin ancak damakta asiditenin biraz öne çıktığı bir şarap olmuş. 2008 reserve şarap için ise olumsuz söylenebilecek pek bir şey yok. Sadece mantar konusunda biraz daha dikkatli olmaları gerekebilir o kadar.
----------------------

Urlice Syrah-Cabernet Sauvignon Reserve 2008
STİL: Sek Kırmızı Şarap
BÖLGE:Ege-İzmir-Urla (İonya)
BAĞ: Urlice Bağları
ÜZÜM: Syrah&Cabernet Sauvignon (Kupaj Oranları?)
MEŞE: Fransız Meşe (süre?)

----------------------
86 (7): Renk koyu bordo. Burun çok zengin . Siyah meyvelerce yüklü ve geriden bitter, kakao aromaları baskın şekilde geliyor. Damakta orta gövdeli , akıcı ve dengeli. Bitim orta uzunlukta ve baharatsı lezzette.

6 Ekim 2010 Çarşamba

Turasan Seneler Öküzgözü 2008

Turasan'nın en çok sevdiğim ve en iyi şaraplarından birisi Turasan Seneler Öküzgözü . Şarabın 2008 rekoltesi geçtiğimiz günlerde çıktı. Bence ilk rekoltesinden daha başarılı. Sanırım Fransız danışmanlarının Öküzgözüne karşı özel bir sempatisi var. Bu üzüm üzerinde dikkatle çalışıyorlar gibi geliyor bana. Umarım düşündüğüm gibidir. Üzümler ise Öküzgözü'nün anavatanından yani Elazığ'dan ve tek bir bağdan seçilmiş. Şarabın 12 ay Fransız meşe fıçılarda olgunlaşması sağlanmış. Sonuçta üzümün karekterini iyi yansıtan başarılı bir şarap olmuş. İleri rekoltelerinde çok daha iyi olacağına eminim. Özellikle yabancı üzümlerle kupajları üzerinde de bence durulmalı.
--------------------------
Turasan Seneler Öküzgözü 2008
STİL: Sek Kırmızı Şarap
BÖLGE: Doğu Anadolu-Elazığ
BAĞ: ?
ÜZÜM: %100 Öküzgözü (Tek Bağ)
MEŞE: 12 ay Fransız Meşe
FİYAT: 32 TL
---------------------------
85 (7): Renk koyu bordo. Burunda kuru meyvesi tonlar belirgin algılanıyor. Damakta orta gövdeli ,meyvemsi ve tanenleri belirgin hissediliyor. Bitim ise orta uzunlukta ve biraz buruk. Kayra Vintage Öküzgözü ile birlikte Öküzgözü'nün en iyi örneklerinden birisi durumunda.

Kayra Vintage Chardonnay 2009


Kayra Vintage , Kayra'nın en dikkat çekici serisi elbette. Serinin tek beyazı olan ve %100 Chardonnay üzümlerinden yapılan şarabın 2009 rekoltesi kısa zaman önce çıktı. Şarap ilk rekoltesinde olduğu gibi yine sıradışı. Hiçbir Türk beyazında olmadığı kadar meşe katkılı bir şarap. Ancak meyve bütünüyle baskılanmamış ve belli oranda korunabilmiş. Kremayı andıran yoğunluğu ile de yemeklere çok iyi eşlik ediyor. Bence verilen parayı da hakediyor. Tek eksikliği üzümün orjininin yine etikette belirtilmemiş olması. Hangi bölgenin Chardonnay'ını içtiğiniz konusu tamamen meçhul. Hayal gücünüze kalmış.
------------------------------------
Kayra Vintage Chardonnay 2009
STİL: Sek Beyaz Şarap
BÖLGE: Ege Denizli???
BAĞ: ??
ÜZÜM: %100 Chardonnay
MEŞE: Meşe Fıçı Fermantasyonu (Sur Lies)
FİYAT: 35 TL (onlinemahzen'de)
---------------------------------------
90 (8): Açık sarı renkli. Burunda meşeden gelen tereyağı ve vanilya aromaları baskın. Geriden narenciye tarzında meyvemsi kokular algılanıyor. Damakta kremamsı yağlı dolgun ve meyvemsi karakterde. Asiditesi diri ve ferahlatıcı. Bitim ise orta uzunlukta. Yeni dünya Chardonnay stilinin Türk versiyonu başarılı bir şarap.

27 Eylül 2010 Pazartesi

Tomurcukbağ Trajan Kalecik Karası Rezerv 2009

Tomurcukbağ Şarapçılık Ankara-Kalecik'te Kızılırmak vadisinde 10 dönümlük Kalecik Karası bağları içinde kurulmuş çok yeni bir üreticimiz. Başında Kalecik Karası üzümünü ölümden döndüren ekipte de yer alan ve bu üzümü çok yakından tanıyan Prof.Dr.Sabit Ağaoğlu var. Bağlar 9 yıl önce oluşturulmuş. Üretilen şaraplara ise İran seferinde Kalecik'te konaklayan Roma İmparatoru Trajan'nın adı verilmiş. Şarapların en önemli farkı, fermantasyon aşamasında kültür mayası yerine tamamen asmalardan gelen vahşi mayaların kullanılmış olması. Bu benim bildiğim kadarıyla oldukça dikkat gerektiren zor bir süreç. Ancak belli bir yaşa ulaşmış asmalarda yeterli doğal vahşi mayalara rastlanabiliyor. Ve fermantasyonun da her an durma ve yetersiz kalma tehlikesi de söz konusu. Bu nedenle ancak köklü ve deneyimli üreticiler böyle bir fermantasyon tekniğine cesaret edebiliyorlar. Tomurcukbağ ve Yunatçılar bu tekniği kullanan nadir yerli üreticilerimizi oluşturuyorlar.
-----------------
Tomucukbağ Trajan Rezerv Kalecik Karası, %100 Kalecik Karası üzümünden yapılıyor. Rezerv adı çoğu kez kullanıldığı gibi meşe fıçı yıllandırmasından gelmiyor. Prese girmeden ortaya çıkan ve ana serbest şıradan yapılan şaraplara bu sıfat verilmiş. Değilse şaraplarında meşe fıçıda olgunlaştırma yapılmıyor. Üreticinin bir de rezerv olmayan Trajan Kalecik Karası ve çok sınırlı sayıda üretilen Sauvignon Blanc Rezerv şarapları da mevcut.
------------------
Tomurcukbağ Trajan Kalecik Karası Rezerv 2009
STİL: Sek Kırmızı Şarap
BÖLGE: Ankara-Kalecik
BAĞ: Tomurcukbağ
ÜZÜM: %100 Kalecik Karası (Tek Bağ)
MEŞE: yok
FİYAT: 55 TL
------------------------------
83 (6,5) :Renk oldukça açık kırmızı. Bu durum ilk başta biraz can sıkıcı. Ancak burun hiç beklenmedik oranda yoğun. Kiraz ve ahududu kokuları çok belirgin hissediliyor. Damakta çok ince gövdeli olur diye beklerken orta yoğunlukta çıkması da süpriz. Dengeli, meyvemsi ,derinliği olmayan ancak hatası da olmayan bir şarap. Bitim de biraz kısa kalıyor.

19 Eylül 2010 Pazar

Turasan Seneler CS-Mr-Sh 2008



Turasan Seneler serisinin en yeni ve en iyi şarabı geçtiğimiz günlerde çıktı. Adı biraz uzunca. Turasan Seneler Cabernet Sauvignon-Merlot-Syrah 2008. Cabernet adı ilk sıraya yerleşmiş olmasına karşın aslında şarapta %45 gibi Merlot ağırlığı mevcut. Kupajın geri kalanı ise %30 Cabernet Sauvignon ve %25 Syrah'dan oluşturulmuş. Üzümler ise çoğunlukla Türkiye'nin en iyi terruar'ı olan Denizli-Güney platosundan temin edilmiş. Çok az oranda Kapadokya üzümleri de kullanılmış.
-----------------------------------------
Concours Mondial de Bruxelles 2010 dan altın madalya ile dönen bir şarap. Ben tattığımda çok bir derinlikli ve kompleks bir yapı ile karşılaşmasam da, oldukça dengeli ve lezzetli bir şarap olarak nitelendirmiştim. Üstelik 40 TL fiyatı ile de oldukça cazip idi. Pek çok şaraba göre bu fiyatı da fazlası ile hakediyor. Her daim kalite ve fiyatı ile kavda hazır bulunmasında fayda olan bir şarap olduğunu düşünüyorum.
-------------------------------------------
Turasan Seneler Cabernet Sauvignon-Merlot-Syrah 2008
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: Güney-Kapadokya
BAĞ: ??
ÜZÜM: %45 Merlot (Güney); %30 CS (Güney) ; %25 Syrah (1/3 Güney, 2/3 Kapadokya )
MEŞE: 12 ay Fransız Meşe
FİYAT: 40 TL
------------------------------------------------
87 (7,5) : Renk açısından çok zengin .Çok çok koyu siyahi bordo renkli. Burunda siyah meyvemsi tonlar belirgin hissediliyor. Damakta orta gövdeli, dengeli ve meyvemsi yapıda. Yuvarlak tanenler ve baharatsı izler epeyce uzun şekilde damakta iz bırakıyor. Çok kompleks değil ama hatasız, keyifli ve lezzetli bir şarap.

17 Eylül 2010 Cuma

d'Arenberg "The Laughing Magpie" 2007

İthal şaraplarda vergilerin düşürülmesi ile yabancı şaraplarda fiyatlar biraz daha mantıklı seviyelere indi. Böylece Adco , Mania gibi ithalatçılarımız da artık ünlü üreticilerin üst kalitedeki şaraplarını da ülkemize getirmeye başladılar. Bu sevindirici bir gelişme ancak fiyatlar hala bence biraz yüksek. Bir miktar daha düşürülebilirse, bu durumun yerli şaraplarımızın gelişimine ve sağlıklı kalite-fiyat dengesine oturmasını da katkıda bulunacağını düşünüyorum.Şunu öncelikle belirteyim bugün tattığım şarabı Adco 'dan 80 TL ye satın aldım. Aynı şarabın ABD'deki satış fiyatı ise ortalama 20 dolar civarında. Bu rağmen hiç olmazsa çok güzel bir şarap tatmış olmaktan dolayı mutluluk duydum. Bu kalitede bir şarap bizde de 30-40 TL olsa, başka bir şarap satın almanıza sanırım gerek kalmayabilirdi.
-------------------------------------------
d'Arenberg, Güney Avusturalya eyaletindeki McLaren Vale bölgesinde yer alan ve tarihi 1912'ye uzanan saygın bir üretici. Pek çok kalite düzeyinde şarap üretiyor. Ama lokomotif şarabı "The Dead Arm" adını verdiği, %100 Shiraz'dan ürettiği şarap. Her rekoltesi 95 civarında puanlar alan, kalite standartı oturmuş aranılan bir Avusturalya şarabı konumunda. Bu şarap da ülkemize geldi. Fiyatı da 155 TL. Benim bugün tattığım ise "The Laughing Magpie" adlı Shiraz(%90) & Viognier(%10) kupajı bir şarap. Shiraz bilindiği gibi Avusturalya'nın en iyi şaraplarına imza atan kırmızı üzüm çeşidi. Viognier ise aromatik bir beyaz üzüm çeşidi. Bu sıradışı birliktelik Fransa Kuzey Rhone vadisinin "Cote Rotie" adlı apelasyonunda üretilen şarapların temel özelliği durumunda. Bu apelasyonda yasal olarak %20 oranına kadar final harmana Viognier şarabı eklenebilmektedir. Çoğunlukla daha az oranlarda katılsa da Viognier, sert yapılı Shiraz şarabına çiçeksi nüanslar armağan etmektedir. Benzer kupajlar yeni dünya şaraplarına da esin kaynağı olmuştur. Özellikle Avusturalya ve Güney Afrika gibi Shiraz'ın çok iyi uyum sağladığı ülkelerde pek çok üreticinin bu stilde şarapları mevcuttur. Bunların en ünlüsü sanırım "Torbreck" adlı çok ünlü bir Barossa'lı üreticinin "RunRig" adlı şarabı.
--------------------------------
d'Arenberg "The Laughing Magpie" 2007
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: Güney Avusturalya - McLaren Vale
BAĞ: Üreticiye ait McLaren bağlarından
ÜZÜM: %90 Shiraz, %10 Viognier
MEŞE: 12 ay Fransız,Amerikan meşe fıçı
FİYAT: 8o TL
PUAN: WA:92
----------------------------------
92 (8,5): Viognier oranının %10 gibi oldukça yüksek bir oranda kullanıldığı, Cote Rotie tarzı bir Avusturalya Şirazı. Çok koyu bordo renkli. Burun parfümsü karaktede. Çok yoğun frenk üzümü ve yaban mersini kokuları mevcut. Damakta dengeli, yüksek gövdeli ve çok güçlü.Yuvarlak tanenlerden kalan baharatsı izler uzun süreli kalıcılıkta. Üst düzey şaraplara giriş niteliğinde başarılı bir şarap. Türkiye'de Prodom 2007 dışında bu şarapla yarışabilecek bir şarap henüz yok.
--------------------------------

5 Eylül 2010 Pazar

Dünyanın En Yaşlı Bağları ve Şarapları (Old Vine) (PrePhylloxera Vine)


Güney İtalya -Campania'da 120 yaşındaki bir asma...

---------------------
Tarihe tanıklık eden ve her biri birer dünya mirası kabül edilen asırlık bağlar ve bu bağlardan yaratılan çok özel şaraplar. Şarap litaratüründe "Old Vine" olarak adlandırılan yaşlı asmalar konusu uzun süredir çok ilgimi çekiyordu. Zaman zaman bu konuda araştırmalar yapmıştım. Acaba yeryüzündeki en yaşlı asmalar nerede, bu asmaların şarapları hangileri gibi sorulara yanıt aradım. Sonunda belli bir bilgi birikimine ulaşınca yazıya dökmeye karar verdim.



yaşlı bir asma.....


Genel olarak 35 yaşın üzerindeki tüm asmalara "Old Vine" adı verilmekte. Verimleri çok azalsa da 100 yaşın üzerinde de asmalar yaşayabiliyorlar. "Centenarian Vine" yani Asırlık Asma adı da verilen 100 yaşın üzerindeki bu asmalara çok çok nadiren rastlanmakta. Bunun en büyük nedenlerinden birisi de 18. yüzyıl ortalarında başlayıp Eski Dünya bağlarının neredeyse tamamının yok olmasına neden olan Asma Biti Hastalığı yani Floksera (Phylloxera). Hastalık çok kısa sürede bütün Avrupa kıtasına yayılmış 18. yüzyıl ikinci yarında ve 19. yüzyıl başlarında Avrupa'da şarap sıkıntısı yaratacak düzeyde bağlarda tahribata neden olmuştur. Bu etki günümüzde bile sürmektedir. Hastalığın bugün bile bilinen gerçek bir tedavisi yoktur. Flokserayı durdurmak ve etkilerinden kurtulmak ise ancak asmaların Floksera'ya dirençli olan Amerikan Asma Anaçlara aşılamanın keşfi ile mümkün olabilmiştir. Doğal olarak bugün için yaşlı Avrupa kıtasında bu hastalığın öncesinde dikilen ve hastalıkla karşılaşmadan günümüze kadar ulaşan asmalar çok çok nadiren rastlanıyor. Bu asmalar çoğunlukla Sicilya, Sardunya, Santorini gibi adalarda ve kıtanın uzak dağlık bölgelerde kalabilmişler. Eski kıtada yer alan ve Floksera dönemi öncesinde dikimi yapılan en az 100 yıllık bu çok yaşlı aşısız asmalara "Pre-Phylloxera Vines" adı veriliyor. Floksera yüksek rakımlarda ,sulak ortamlarda ve volkanik tuzlu topraklarda daha az barınabilmektedir. Floksera çağı öncesinden kalan bağların bir çoğu da bu özellikleri taşımakta. Son olarak şunu belirtmek lazım Floksera'ya doğal dirençli olduğu bilinen tek üzüm türü ise Santorini'nin beyaz üzümü olan Assyrtiko.

----------------------------------


Buna karşın Yeni dünyada, floksera etkisinden daha geç etkilendikleri için Old Vine'lara çok daha sık rastlanıyor. Özellikle Kaliforniya ve Avusturalya'da 70-100 yaşını aşan asmalardan üretilen şaraplar, etiketinde "Old Vine" ibaresi ile biraz da pazarlama stratejisi olarak çokca satışa sunulmakta. Ancak aralarından çok yüksek puan alan çok çok başarılı şaraplar da çıkabilmektedir. Ülkemizde ise özellikle Kapadokya'da asırlık Emir asmalarının olduğunu okumuştum. Ama tamamı bakımsız durumda kimsenin de umrundaymış gibi gözükmüyor. Keşke bu asmaları özel olarak işleyen bir üreticimiz çıkabilse. En azından çok geç olmadan.


----------------------------------------



400 yaşın üzerindeki asmalar (Slovenya-Maribor)



Bugün için bilinen Dünya'nın en yaşlı asmaları Slovenya'nın Maribor bölgesinde yer alıyor. 400 yaşın üzerindeki az sayıdaki asmalardan (Zametovka) sembolik düzeyde çok az miktarda şarap üretilmekte ancak küçük şişelerde festival ve müzelerde sergilenmekte. Çok özel yabancı devlet adamlarına ya da Papa'ya hediye etmek dışında ,satışı bildiğim kadarıyla yok. Bunun dışında ticari değeri olan bazı çok önemli şaraplardan kendimce bir derleme yaptım. Ortak noktaları; hepsi asırlık asmalardan çok kısıtlı üretimler ve çok yüksek puanlar alan nadide şaraplar olmaları. Hiçbirini tatmış değilim ama çoğu hayallerimi süsleyen tarihi eserler benim için....



------------------------------------------------------------

DÜNYANIN EN İYİ ASIRLIK BAĞ ŞARAPLARI



Cantina Del Taburno "Bue Apis" (Campania-İtalya)





İşte hayallerimde ilk sırada yer alan şarap. Sanırım bu bir rekor. Daha yaşlı kırmızı üzüm asmalarına hiçbir kaynakta rastlamadım. Tam 2 asırlık Aglianico asmalarından yapılıyor. Düşünebiliyor musunuz dünyanın son 2 yüzyılına tanıklık etmiş. Aglianico asmalarının yaşının 180 yaşın üzerinde olduğu kanıtlanmış. Güney İtalya'nın Campania bölgesinin Beneventano yöresindeki yer alan üreticiye ait bir bağdan üretiliyor. %100 Aglianico üzümlerinden ve sadece 2 fıçı üretimi söz konusu yapılmış. Özellikle 2004 rekoltesi çok başarılı. Stephen Tanzer tarafından tam 96 puan verilmiş. Çok nadir bulunabilen bir şarabın çok çok nadir bir rekoltesi.




180 yaş üstü Aglianico Asmaları ( Cantina Del Taburno-Campania)

---------------------------------------------------------

Albarino Do Ferreiro "Cepas Vellas" (Galicia-İspanya)

Muhtemelen dünyanın en yaşlı bağ ürünü , İspanya'dan bir beyaz şarap. Galicia'nın Rias Baixas DO apelasyonundaki Salnes Valley'de yer alan en yaşlı Albarino asmalarından yapılıyor. Üreticinin 1 hektarlık özel tek bir bağınki asmaların yaşı 200'den fazla ve tamamı aşısız. Cepas Vellas adlı bu bağın İspanyolca'daki anlamı da eski bağ. Şarabın her rekoltesi 90 üzerinde puanlar alıyor. En iyi İspanyol beyazları içinde kabül ediliyor ve sadece 400 kasalık sınırlı bir üretimi söz konusu.

--------------------------------------------

Azienda Lisini "Prefillossero" (Toskana-İtalya)

Lisini adlı Brunello'lu üreticinin 1870 ylından kalan bir Sangiovese Grosso bağından yaptığı bir şarap. Şarap her yıl yaklaşık 300 şişe kadar üretiliyor ancak satışı yapılmıyor.





------------------------------------------------------------------------------------

Tenuta Delle Terre Nere "Prephilloxera" (Etna-Sicilya-İtalya)


Sicilya'nın aktif volkanı Etna dağının yamaçlarında günümüzde de çok sayıda asırlık asmalara rastlanıyor. Avrupa'nın en yüksek ve en yaşlı asmalarından son yıllarda çok özel şaraplar yapılıyor. Bunların en önemlisi Terre Nere adlı üreticinin Prephilloxera adını verdiği şarabı. 140 yılı aşan Nerello Mascalese asmalarından yapılan bu şarap Sicilya'nın da şu an için en iyi şaraplarının başında geliyor. Bağlar 1870 yılında Etna'nın Doğu yamaçlarında Calderara mevkinde (rakım 650 m) oluşturulmuş. %100 Nerello Mascalese üzümlerinden yapılan şarabın 2006 rekoltesine WA dergisi tarafından 95 puan verilmiş.






----------------------------------------------------


Vinicola Benanti "Serra Della Contessa" (Etna-Sicilya-İtalya)


Etna'nın diğer bir önemli üreticisi olan Benanti'nin en özel şarabı. Yine üreticiye ait Etna Dağının doğu yamaçlarındaki 1oo yaşını aşan asmalardan üretiliyor. %80 Nerello Mascalese, %20 Nerello Cappuccio kupajı olan şarabın her rekoltesi 90 üstü puanlar almakta. Etna'nın en iyi şaraplarından birisi.







---------------------------------------------------


Gurrida Estate "Victory" (Etna-Sicilya-İtalya)


Dünya'nın en ilginç ve en sıradışı bağlarından birisi, Sicilya'nın Batı yamaçlarında 850 m rakımda Gurrida Gölü yanıbaşında yer alıyor. Bu bağlar 18. yüzyıl başlarında Grenache asmalarından kurulmuş. Ama asıl ilginç olan yanı asmaların her yıl göl sularının taşması sonucu Ekimden Nisana kadar sular altında kalması. Bu sayede asmalar Floksera hastalığı ile hiç karşılaşmamışlar ve asırları aşacak şekilde yaşayabilmişler. Bağın şarabı olan Victory; %100 Grenache üzümünden yapıyor. Çok yüksek puanlar alan bir şarap olmasa da çok sıradışı bir bağın ürünü olduğu kesin.

Gurrida Göl suları altında kalan asırlık Grenache asmaları



-----------------------------------------------------


Tenuta Dettori "Rosso Romangia" (Sardunya-İtalya)


Sardunya'nın en kuzey noktasında yer alan Dettori adlı üreticinin aileden kalan çok yaşlı bağları mevcut. Bağlardaki en önemli üzüm cinsi, bir Grenache klonu olan Cannonau. 120 yaşın üzerindeki asmalardan ve %100 Cannonau üzümünden Dettori Rosso adlı şarap adanın en iyi şaraplarının başında geliyor. 2005 rekoltesine WA dergisi tarafından tam 96 puan verilmiş.




------------------------------------------------------

Bodega Numanthia "Termanthia" (Toro-İspanya)


Toro ve bu bölgenin en önemli üreticisi olan Numanthia ,İspanya'nın son dönemdeki en önemli yıldızlarından birisi. Üreticinin Termanthia adlı en iyi şarabı ise 850 rakımda yer alan 'Teso de los Carriles' adlı tek bir bağdan yapılıyor. Asmalar 120 yaş üzerinde ve bir Tempranillo klonu olan Tinta de Toro üzümünden oluşmakta. 20 ayın üzerinde %200 oranında yeni meşe fıçılarda olgunlaştırılan şarabın 2004 rekoltesine WA dergisi tarafından 100 tam puan verilmiş. Şarap dünyanın en iyi Old Vine şaraplarının başında geliyor.




------------------------------------------------------


Langmeil "The Freedom 1843" (Barossa-Avusturalya)


Dünya'nın resmi kayıtlara giren en yaşlı asmalarına Langmeil adlı Güney Avusturyalı üretici sahip. 1843 yılında dikilen Shiraz asmalarından yapılan bu özel şarabın adı The Freedom. Neredeyse 170 yıllık tek bir bağın ürünü olan şarap, %100 Shiraz üzümünden yapılıyor. Yaklaşık fiyatı 100 dolar. 2006 rekoltesine WA dergisi tarafından 97 puan puan verilmiş. Resmi kayıt bazında dünyanın en eski bağı ve en eski bağ şarabı denilebilir.

Langmeil 1843



--------------------------------------------------------


Crillo Estate "1850 Grenache" (Barossa-Avusturalya)


Dünya'nın en eski Grenache asmalarına da yine Avusturalyalı başka üretici olan Crillo sahip. 1850 yılında dikilen asmalardan yapılan bu şarabın adı da 1850. 160 yaşındaki asmaların %100 Grenache üzümlerinden yapılan şarabın 2005 rekoltesine WA dergisi 95 puan vermiş.

Cirillo Estate 1850 Old Vine Grenache






Cirillo Estate 160 yıllık Grenache asmaları



------------------------------------


Kaesler Estate "Old Bastard Shiraz" (Barossa-Avusturalya)


Avusturalya'nın en özel şaraplarından birisi. Adı da çok semptatik; Yaşlı Hergele. Kaesler adlı üretici ilk Shiraz bağını 1893 yılında oluşturmuş. Old Bastard'da bu ilk bağın şarabı. 117 yıllık asmalardan ve %100 Shiraz üzümünden yapılan bu şarabın 2005 rekoltesine WA dergisi tarafından tam 98 puan verilmiş. Dünyanın en iyi Old Vine şaraplarından birisi konumunda.

Yaşlı Hergele...





Kaesler Old Bastard Shiraz Asmaları (1893)



---------------------------


Scott Harvey Vineyard "1869 Zinfandel" (Amador- Napa-Kaliforniya)


Büyük olasılıkla Amerika ve Kaliforniya'nın en yaşlı Zinfandel bağının ürünü. Adı gibi 1869 yılında, Amador Country' de oluşturulan tek bir bağdan ve %100 Zinfandel üzümününden üretiliyor. Çok kısıtlı bir üretimi söz konusu.




-------------------------------------------------


Ravenswood Winery "Old Hill Zinfandel" (Sonoma-Kaliforniya)


Sonoma Valley' de 1880 yılında oluşturulan Old Hill adlı bağın ürünü. Bağ Sonoma Valley'in en yaşlı Zinfandel bağı konumunda. Yine çok kısıtlı bir üretimi var.

130 yıllık Zinfandel Asmaları (Ravenswood Winery)




-------------------------------------------------