Kalecik Karası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kalecik Karası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2010 Pazartesi

Tomurcukbağ Trajan Kalecik Karası Rezerv 2009

Tomurcukbağ Şarapçılık Ankara-Kalecik'te Kızılırmak vadisinde 10 dönümlük Kalecik Karası bağları içinde kurulmuş çok yeni bir üreticimiz. Başında Kalecik Karası üzümünü ölümden döndüren ekipte de yer alan ve bu üzümü çok yakından tanıyan Prof.Dr.Sabit Ağaoğlu var. Bağlar 9 yıl önce oluşturulmuş. Üretilen şaraplara ise İran seferinde Kalecik'te konaklayan Roma İmparatoru Trajan'nın adı verilmiş. Şarapların en önemli farkı, fermantasyon aşamasında kültür mayası yerine tamamen asmalardan gelen vahşi mayaların kullanılmış olması. Bu benim bildiğim kadarıyla oldukça dikkat gerektiren zor bir süreç. Ancak belli bir yaşa ulaşmış asmalarda yeterli doğal vahşi mayalara rastlanabiliyor. Ve fermantasyonun da her an durma ve yetersiz kalma tehlikesi de söz konusu. Bu nedenle ancak köklü ve deneyimli üreticiler böyle bir fermantasyon tekniğine cesaret edebiliyorlar. Tomurcukbağ ve Yunatçılar bu tekniği kullanan nadir yerli üreticilerimizi oluşturuyorlar.
-----------------
Tomucukbağ Trajan Rezerv Kalecik Karası, %100 Kalecik Karası üzümünden yapılıyor. Rezerv adı çoğu kez kullanıldığı gibi meşe fıçı yıllandırmasından gelmiyor. Prese girmeden ortaya çıkan ve ana serbest şıradan yapılan şaraplara bu sıfat verilmiş. Değilse şaraplarında meşe fıçıda olgunlaştırma yapılmıyor. Üreticinin bir de rezerv olmayan Trajan Kalecik Karası ve çok sınırlı sayıda üretilen Sauvignon Blanc Rezerv şarapları da mevcut.
------------------
Tomurcukbağ Trajan Kalecik Karası Rezerv 2009
STİL: Sek Kırmızı Şarap
BÖLGE: Ankara-Kalecik
BAĞ: Tomurcukbağ
ÜZÜM: %100 Kalecik Karası (Tek Bağ)
MEŞE: yok
FİYAT: 55 TL
------------------------------
83 (6,5) :Renk oldukça açık kırmızı. Bu durum ilk başta biraz can sıkıcı. Ancak burun hiç beklenmedik oranda yoğun. Kiraz ve ahududu kokuları çok belirgin hissediliyor. Damakta çok ince gövdeli olur diye beklerken orta yoğunlukta çıkması da süpriz. Dengeli, meyvemsi ,derinliği olmayan ancak hatası da olmayan bir şarap. Bitim de biraz kısa kalıyor.

30 Temmuz 2010 Cuma

Corvus Kalecik Karası 2008



Corvus'un Kapadokya'da yer alan Argos bağlarından adaya getirdiği Kalecik Karası üzümlerinden yaptığı yeni bir şarap. Argos bağları "Argos in Cappadocia" adlı Uçhisar'da yer alan hotel'in bünyesinde yer alıyor. Şarap büyük oranda bu bağlardan elde edilen Kalecik Karasından yapılmış. Ancak %9 oranında şaraba Malbec katkısı da sunulmuş. Corvus halen deneme amaçlı olarak dışarıdan üzüm almaya devam ediyor. Normalde çok uygun bulmasam da, bu durumu özellikle yerli üzümlerimiz söz konusu olunca anlayışla karşılıyorum. Çünkü Corvus gibi iyi üreticilerimizin her zaman yerli üzümlere olan desteğine ihtiyacımız var.

Corvus Kalecik Karası 2008

BÖLGE: Kapadokya-Uçhisar

BAĞ: Argos Bağları

ÜZÜM: %91 Kalecik Karası, %9 Malbec

MEŞE: yok

----------------------------------------------------

86 (7): Burunda ahududu kokuları algılanıyor. Damakta orta gövdeli,çok dengeli ve çok meyvemsi. Bitimi de oldukça uzun lezzetli kalıcılıkta. Beaujolais şaraplarını andıran içimi çok keyifli lezzetli bir şarap. Alışıldık Kalecik Karası şaraplarından çok daha üst kalitede bir yerde.

20 Mayıs 2010 Perşembe

Likya Podalia 2008


Geçen haftalarda Türk şarapçılığında önemli bir başarı daha elde edildi. İtalya-Palermo' da yapılan "Concours Mondial de Bruxelles 2010" adlı prestijli bir yarışmadan, Likya şarapçılık "Büyük Altın" madalya ile döndü. Aynı yarışmada 28 adet kırmızı şaraba bu madalya verildi. Ve bu sene bu madalyayı alan tek Türk şarabı, Likya Podalia 2008 idi. Bu başarı sanırım üreticisini hem çok mutlu etti hem de biraz şaşırttı. Çünkü başlangıçta bir alt segment olarak üretilen bu şarap, aylar içerisinde şişede beklenmedik bir gelişim sergilemiş ve oldukça kompleks yapıya kavuşmuştu. Şarapçılıkta tabi ki böyle hoş süprizler zaman zaman olabilmekte. Ben bu şarabı yaklaşık 6-7 ay önce ilk şişelendiği günlerde tatmıştım. O günlerde Kalecik Karası karakterinin biraz ağır bastığı, çok dengeli içimi çok akıcı bir şaraptı. Bundan 1 ay sonra, bu şarap için özel olarak anlaşma yapılan "Dükkan İstanbul"da da 1 kadeh daha yemeğin yanında içmiştim. Son olarak madalyayı aldıktan sonra, tekrar tatmak tabi ki şart oldu. Bu tadımda çok objektif olamamak gibi çekincelerim vardı. Ama yine de şunu söylemek lazım, şarap çok iyi gelişim göstermiş ve başlangıçtaki yeşil tonlar kesinlikle ortadan kalkmıştı. Üstelik saatler ilerledikçe neredeyse her kadehte ayrı bir şarap içercesine kompleks bir burunla karşılaştım. Damakta çok yoğunluğu olmasa da çok iyi bir buruna sahip, çok dengeli, çok akıcı bir şaraptı. Birkaç adet saklanmayı hakediyor.

Bu arada bu şarap kesinlikle çok özgün bir kupaj. %60 Kalecik Karası, %40 gibi Malbec hatta çok az oranda Pinot Noir dahi kullanılmış. Podalia ise antik Likya coğrafyasında ,bugünkü Avlan gölü yakınlarında antik bir kent ve o kentin çevresine o dönemlerde verilen ad.

Ayrıca http://www.concoursmondial.com/ adlı sitede Türk üreticilerin, diğer madalyalı şarapları da görülebilir.

Likya Podalia 2008
BÖLGE: Akdeniz-Antalya-Elmalı (LİKYA)
BAĞ: Arykanda ve Kızılbel bağları
ÜZÜM: %60 Kalecik Karası %40 Malbec ( çok az oranda Pinot Noir)
MEŞE: yok
90 (8): Koyu yakut renginde. Burunda ilkin canlı siyah meyvemsi hatta floral-menekşemsi izler çok yoğun şekilde algılanıyor. Ancak şarap havalandıkça karakterinde anlamlı değişiklikler fark ediyorsunuz. 2.saatte kuru meyvemsi tonlar beliriyor. 4. saatte bariz şekilde is ve duman kokuları alıyorsunuz. Damakta çok dengeli, bol meyvesi, orta gövdeli ve akıcı bir şarap. 6 ay önceki ham tatlardan eser kalmamış. Bitimi de son derece keyifli ve orta uzunlukta. Bu harika şarabı 24 saat sonra tekrar tattığımda da oksidasyon belirtisi hala yoktu.
Bu arada Malbec'in yüksek Likya yaylalarını çok sevdiği anlaşılıyor. Bu üzüm üzerinde daha çok denemeler yapmak gerekiyor sanki. Malbec-Boğazkere kupajı nasıl olurdu acaba?

13 Mayıs 2010 Perşembe

Likya İsinda Rose 2008


Likya'dan ilk rose şarap çok kısa süre önce çıktı. Ben rose şarapların ülkemiz için çok önemli olduğu düşüncesindeyim. Başta Antalya ve diğer kıyı bölgelerimiz ,yaz ve deniz turizminden çok önemli ekonomik pay almaktalar. Yazın gecelerin bile 40 dereceye dayandığı günlerde (örneğin bir mavi yolculuk sırasında!) elbette bir Boğazkere şarabını turizmin hizmetine sunamazsınız. Malum beyaz şaraplar hataları çok kolay ele veren ve kaliteyi tutturmanın zor olduğu şaraplar. Bu noktada en önemli çıkış yolumuz bence rose şaraplar. Aromatik serinletici, içimi keyif veren, yaz yemekleri ile uyumun kolay olduğu rose şaraplar yaz aylarının en ideal şarapları. Diğer bir konu; rose şaraplar için çok çok uygun yerel çeşitlerimiz var. (Kalecik Karası,Çal Karası, Ada Karası..vs) Yabancı sepajlara bağlanmak zorunda değilsiniz. İyi bir rose şarap yapmak için yabancı üzümlere hiç ihtiyacınız yok hatta kullanılmaması çok daha iyi bile olacaktır. Kaliteli rose şarap yapmak da tahmin ediyorum, görece kırmızı ve beyaz şarap yapmaktan daha kolay. Özetle hem ülkemizin tanıtımı hem de turizm sezonunda yabancı misafirlerimize iyi bir Türk şarabı sunabilmenin en iyi ilk yolu rose şaraplardan geçiyor. Bu durumda Antalya'nın şarap markası olan Likya Şaraplarına elbette bir görev düşüyordu. Bu görevi başarı ile bitişmiş gözüküyorlar.



Likya Kızılbel Bağları (Asortik Krep'ten alıntı)




Likya İsinda; %100 Kalecik Karasından yapılan 2008 rekoltesi bir şarap. Kalecik Karasından gerçekten çok iyi rose şaraplar çıkmaya başladı. Bunun ilk örneğini Kayra Terra serisinden denemiştim. Denizli Güney üzümlerinden yapılan bu lezzetli şarap, Kalecik Karasının rose şaraplardaki potansiyelini göstermesi açısından çok önemli idi.




Rose şarapları puanlarken gerçekten güçlük çekiyorum. Genelde kırmızının sınırlarını zorlayan gövdeli roseler daha yüksek puanlar alırlar. Bu durum bana gereksiz gibi geliyor. O zaman kırmızı şarap içmek daha mantıklı değil mi? . İçimi rahat, ince gövdeli, serinletici, aromatik koku ve tatlar barındıran hafif roseler benim için en ideal roseler. Rose şaraplarda benim için iyi vardır, kötü vardır veya ortalama olanları vardır? Şarap dengeli ise, damakta acımtrak sivri tatlar bırakmıyorsa fena değildir. Aroma yoğunluğu fazla ve çok keyif verici ise de iyi bir şaraptır. Ben rose şarapları 5 Puan üzerinden değerlendiriyorum. Bana daha doğru bir yaklaşım gibi geliyor.



Likya İsinda Rose 2008


BÖLGE: Akdeniz-Antalya-Elmalı (Likya Bölgesi)

BAĞ: Arykanda Bağları (1050-1100 m)

ÜZÜM: %100 Kalecik Karası (Tek Bağ)



4 Puan : Çok açık, soluk gül pembesi renginde. Burunda yaban çileği, gül, ahududu kokuları algılanıyor. Damakta çok zarif, ince serinletici özellikte. Hiçbir acılık sivrilik yok. Bitimde de kalıcı meyvemsi izler taşıyor. Benim için ideale yakın bir rose. Yaz aylarında tüm kıyı kentlerinde turizmin hizmetine sunulmalı.


26 Nisan 2010 Pazartesi

Doluca Kav Tuğra Kalecik Karası 2008





Öncelikle Kalecik Karası üzümüne bir özür borçluyum. Benim için Kalecik Karasından yapılan şaraplar; açık renkli, tekdüze kiraz aroması içeren, gövdesiz, kalıcılığı olmayan sofra şarapları idi. Bugüne kadar hiç beni etkileyen bir Kalecik Karası şarabı da içmemiştim. Ta ki Masters of Wine etkinliğine kadar. Etkinlikte tattığım bir şarap bana çok farklı gelmişti. Çok güzel bir renk, parfümsü bir burun, aromatik meyvemsi tatlar dikkatimi çekmişti. Onun ne olduğunu ancak etkinliğin sonunda öğrenebilmiştim. O şarap Doluca'nın Kav serisinden çıkacak olan 2 şarabından birisi olan Kav Tuğra Kalecik Karası idi. 2 gün önce bu şaraptan 3 adet edindim. Ve hemen bekletmeden tadımını tekrar yaptım.




Öte yandan Doluca'nın yerli üzüm türlerine olan ilgisinin artması da oldukça sevindirici bir gelişme. Bunun daha da artmasını ve başta Trakya'nın Papazkarası olmak üzere kendi bağlarında da yerli üzümlere daha fazla yer açmasını diliyorum.


Doluca Kav Tuğra Kalecik Karası bir tekbağ şarabı değil. Üzümlerin çoğunluğu Ankara-Kalecik'ten üreticinin kendi bağlarından geliyomuş. Daha az oranda da Denizli üzümleri de kupajda kullanılmış. Sonuçta daha önce tattığım Kalecik Karası şaraplarına benzemeyen sıradışı bir ürün ortaya çıkmış. Rengi alışık olmadık şekilde oldukça koyu ve gövdesi alışık olmadık şekilde yoğun. Bence tek sorun var. O da aynı kalitenin ve daha da fazlasının, ilerideki rekoltedelerde de sağlanıp sağlanamayacağı. Tek bağ şarabı olmadığı için Karma ve DLC serilerinde olduğu gibi, sonraki yıllarda kalitede bir düşüş olma riski malesef var. Umarım bu kaygım gerçekleşmez ve her yıl daha da artan kalitede bu şarabı tatmaya devam ederiz. Bence bu şarap yurtdışı pazarında da adını duyurabilir. Farklı, bilinmeyen bir sepaj olması bu şansını çok arttırıyor.




Doluca Kav Tuğra Kalecik Karası 2008:


BÖLGE: Ankara-Kalecik ve Denizli
BAĞ: ?? (Kalecik Bağları üreticiye ait)
ÜZÜM: %100 Kalecik Karası
MEŞE: Çok kısa süre Fransız Meşe


86-90 Puan (89)(8): Gözü okşayan çok hoş,mor röfleli koyu yakut renginde. Burun parfümsü .Bahar çiçekleri ve yaz meyvelerini andıran floral karakterde. (Tim Atkin; meyveli sakız benzetmesi yapmıştı. Bu yakıştırma çok hoşuma gitmişti.) Damakta çok kompleks yapıda olmasa da oldukça gövdeli,hafif asiditesi belirgin ve bol bol meyvemsi. Bitimi de orta uzunlukta olan leziz bir şarap.Bugüne kadar içtiğim en iyi Kalecik Karası şarabı. Umarım ilerideki rekoltelerinde damakta daha kompleks bir yapıya kavuşur.