13 Mayıs 2010 Perşembe

Likya İsinda Rose 2008


Likya'dan ilk rose şarap çok kısa süre önce çıktı. Ben rose şarapların ülkemiz için çok önemli olduğu düşüncesindeyim. Başta Antalya ve diğer kıyı bölgelerimiz ,yaz ve deniz turizminden çok önemli ekonomik pay almaktalar. Yazın gecelerin bile 40 dereceye dayandığı günlerde (örneğin bir mavi yolculuk sırasında!) elbette bir Boğazkere şarabını turizmin hizmetine sunamazsınız. Malum beyaz şaraplar hataları çok kolay ele veren ve kaliteyi tutturmanın zor olduğu şaraplar. Bu noktada en önemli çıkış yolumuz bence rose şaraplar. Aromatik serinletici, içimi keyif veren, yaz yemekleri ile uyumun kolay olduğu rose şaraplar yaz aylarının en ideal şarapları. Diğer bir konu; rose şaraplar için çok çok uygun yerel çeşitlerimiz var. (Kalecik Karası,Çal Karası, Ada Karası..vs) Yabancı sepajlara bağlanmak zorunda değilsiniz. İyi bir rose şarap yapmak için yabancı üzümlere hiç ihtiyacınız yok hatta kullanılmaması çok daha iyi bile olacaktır. Kaliteli rose şarap yapmak da tahmin ediyorum, görece kırmızı ve beyaz şarap yapmaktan daha kolay. Özetle hem ülkemizin tanıtımı hem de turizm sezonunda yabancı misafirlerimize iyi bir Türk şarabı sunabilmenin en iyi ilk yolu rose şaraplardan geçiyor. Bu durumda Antalya'nın şarap markası olan Likya Şaraplarına elbette bir görev düşüyordu. Bu görevi başarı ile bitişmiş gözüküyorlar.



Likya Kızılbel Bağları (Asortik Krep'ten alıntı)




Likya İsinda; %100 Kalecik Karasından yapılan 2008 rekoltesi bir şarap. Kalecik Karasından gerçekten çok iyi rose şaraplar çıkmaya başladı. Bunun ilk örneğini Kayra Terra serisinden denemiştim. Denizli Güney üzümlerinden yapılan bu lezzetli şarap, Kalecik Karasının rose şaraplardaki potansiyelini göstermesi açısından çok önemli idi.




Rose şarapları puanlarken gerçekten güçlük çekiyorum. Genelde kırmızının sınırlarını zorlayan gövdeli roseler daha yüksek puanlar alırlar. Bu durum bana gereksiz gibi geliyor. O zaman kırmızı şarap içmek daha mantıklı değil mi? . İçimi rahat, ince gövdeli, serinletici, aromatik koku ve tatlar barındıran hafif roseler benim için en ideal roseler. Rose şaraplarda benim için iyi vardır, kötü vardır veya ortalama olanları vardır? Şarap dengeli ise, damakta acımtrak sivri tatlar bırakmıyorsa fena değildir. Aroma yoğunluğu fazla ve çok keyif verici ise de iyi bir şaraptır. Ben rose şarapları 5 Puan üzerinden değerlendiriyorum. Bana daha doğru bir yaklaşım gibi geliyor.



Likya İsinda Rose 2008


BÖLGE: Akdeniz-Antalya-Elmalı (Likya Bölgesi)

BAĞ: Arykanda Bağları (1050-1100 m)

ÜZÜM: %100 Kalecik Karası (Tek Bağ)



4 Puan : Çok açık, soluk gül pembesi renginde. Burunda yaban çileği, gül, ahududu kokuları algılanıyor. Damakta çok zarif, ince serinletici özellikte. Hiçbir acılık sivrilik yok. Bitimde de kalıcı meyvemsi izler taşıyor. Benim için ideale yakın bir rose. Yaz aylarında tüm kıyı kentlerinde turizmin hizmetine sunulmalı.


12 Mayıs 2010 Çarşamba

Doluca Kav Tuğra Öküzgözü 2007




Doluca'nın Kav Tuğra serisinin diğer bir şarabı Öküzgözü 2007. Denizli-Hançalar köyündeki bağlardan, %100 Öküzgözü üzümü kullanılarak ve meşe yıllandırma yapılarak üretilmiş. Çok çok iyi yapılmış Kalecik Karasının biraz gölgesinde kalmış olmasına rağmen bu şarapta oldukça başarılı ve benim bugüne kadar içtiğim en iyi Öküzgözü şarabı olma özelliğinde. Burun Kalecik Karası kadar zengin değil. Ancak damaktaki konsantrasyonu ve kalıcılığı ondan daha iyi düzeyde. Bu arada Doluca'dan seriyi tamamlamak üzere ,iyi bir Boğazkere örneği de tatmak isterim.


Öküzgözü üzümü hakkında Kayra Vintage Öküzgözü sunumunda bilgiler vermiştim. Bu noktada önemli bir başka konuda Denizli'nin Türk şarapçılığı konusundaki potansiyeli. Bence Denizli Yöresi Türkiye'nin en önemli en iyi terruarı. Hatta Türkiye'nin Bordeaux'su olarak da adlandırılabilir. Büyük Menderes nehrinin yarattığı vadinin batısında Güney platosu, doğusunda Bekilli-Çal platosu yer alıyor. 900-100 rakımlarda, sanayi tesislerinin çok uzağında üzüm için yaratılmış mükemmel bir coğrafya. Bu yörelerin üzümlerinden yapılan şarapların hemen hepsi belli bir çitanın üzerinde, bazıları ise Türkiye'nin en iyi şarapları. Köy köy, yöre yöre üzüm adaptasyon çalışmaları yapılabilse, Bordeaux da olduğu gibi sağ yaka, sol yaka ayrımı yapmak bile mümkün. Apelasyon sistemi de Türkiye de ilk kez bu coğrafyadan başlatılabilir.Çal Karası adlı çok ihmal edilen lokal bir üzüm cinsi dahi var. Daha ne olsun. Türk Şarapçılığının Denizli'den başlayarak yükseltilmesi ve yüceltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ve mutlaka bu coğrafyanın özenle, sanayileşme ve yapılaşmadan korunması gerekiyor. Denizli Güney-Çal platoları ülkemizin gizli hazineleri. Bu hazineyi ülke olarak çar çur etmeden çok iyi değerlendirmemiz lazım.


Doluca Kav Tuğra Öküzgözü 2007

BÖLGE: Denizli-Çal-Hançalar Köyü

BAĞ: Hançalar Köyü bağları

ÜZÜM: %100 Öküzgözü ( Tek Bağ??)

MEŞE: 1 Yıl Fransız ve Amerikan meşe


85-90 Puan (7,5)(87): Oldukça koyu yakut renkli. Burunda topraksı ve tatlı baharatsı izler taşıyan kokular algılanıyor. Damakta epey konsantre, meyvemsi, orta-yüksek gövdeli. Tanenler yoğun ancak hiç rahatsız edici değil. Yuvarlak ve güçlü tanenler damaktaki lezzetli kalıcılığı arttırıyor. İçtiğim en iyi Öküzgözü şarabı diyebilirim. 1-2 yıl yıllandırılabilir gibi duruyor.Umarım ilerideki rekoltelerde de aynı başarıyı tekrarlar.

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Kayra Vintage Öküzgözü 2007


Öküzgözü; bilindiği gibi Boğazkere ile birlikte ülkemizin en iyi, en kaliteli şaraplık üzüm çeşidi. Anavatanı Elazığ yöresi olan bu türün en önemli özelliği , yüksek rakımlara ve sert karasal iklimlere çok iyi uyum sağlaması.Geçmişte bölgedeki Süryani ve Ermeniler, Öküzgözünden çokça şarap yapmışlar. Cumhuriyetten sonra da Fransız uzmanlarca meyvemsi yumuşak karakteri fark edilerek Buzbağ şaraplarına 1/3 oranında hayat vermek üzere kullanılmış. Öküzgözü monosepaj olarak yoğun meyvemsi, yumuşak tanenli, iyi karekterde şaraplar ortaya çıkarabiliyor. Ancak günümüzde Öküzgözü şaraplarının iyi örneklerine rastlamak oldukça güç. Bunu başlıca nedenleri; üreticilerin kendi bağlarına sahip olmaması ve bunun sonucu olarak bağcıların yüksek verimde çalışması ve hasadı riske atmamak için zamanından çok erken hasat yapılması. Bir başka olası neden olarak da Elazığ çevresinde yapılan Keban ve Karakaya Barajlarının havadaki nem oranını yükseltmesi ve yöredeki mikrokilimayı değiştirmesi olarak gösterilebilir.


Kayra Vintage Öküzgözü, Kayra'nın bugüne kadar yaptığı en iyi iş oldu. Üzümün kendi anavatanında, tek bağ %100 Öküzgözü şarabı yaratmak çok iyi bir proje olmuş. Öküzgözü bağları Kayra'nın kendi mülkü değil. Bağlar, Şükrü Baran adlı çok bilinçli bir bağcının eseri. Elazığ -Aydıncık 'ta yaklaşık 900 M rakımda yer alan bu bağlardan özel çalışılmış, üzümü ve terruarı yansıtan çok iyi bir şarap yaratılmış. Bağlarda Öküzgözü dışında başka üzüm çeşitleri de var mı onu bilmiyorum. Ama ilerideki yıllarda, aynı bağdan çok çok daha iyi ürünler elde edileceğine eminim. Bu arada Kayra'nın Vintage serisinde, üzümün kökeninin etikette belirtilmemesinden duyduğum rahatsızlık da bu şarapla birlikte son bulmuş oldu.



Şarap onlinemahzen.com dan temin edildi. 2 saat dekante edildikten sonra tadımı yapıldı.




Kayra Vintage Öküzgözü 2007

BÖLGE: Doğu Anadolu-Elazığ-Aydıncık

BAĞ: Şükrü Baran Bağları (900 M)

ÜZÜM: %100 Öküzgözü (TEK BAĞ)

MEŞE: Fransız meşe (süre??)




85 (7) (85): Koyu yakut renkli. İlkin burunda animal kokular algılanıyor. Ancak 2 saatlik dekantasyon sonrası bu kokular dağılıp onun yerini kuru meyvemsi kokular (dut, incir pestil gibi ) alıyor. Damakta çok dengeli, orta gövdeli ve meyvemsi. Bitimde biraz inişte olan şarabın lezzetli-tatlı kalıcığı da biraz kısa kalıyor. Bu haliyle büyük bir şarap değil ancak Öküzgözü'nün karekterini yansıtan özel bir şarap.
ÖNEMLİ NOT 28/07/2010: Ben tatildeyken malesef Şükrü Baran'ın vefat haberini aldım. Çok çok üzüldüm. Işıklar içinde yatsın. Umarım bağları sahipsiz ve bakımsız kalmaz. Projesi ve hayalleri adını yaşatır şekilde aynı titizlikle devam eder.

26 Nisan 2010 Pazartesi

Doluca Kav Tuğra Kalecik Karası 2008





Öncelikle Kalecik Karası üzümüne bir özür borçluyum. Benim için Kalecik Karasından yapılan şaraplar; açık renkli, tekdüze kiraz aroması içeren, gövdesiz, kalıcılığı olmayan sofra şarapları idi. Bugüne kadar hiç beni etkileyen bir Kalecik Karası şarabı da içmemiştim. Ta ki Masters of Wine etkinliğine kadar. Etkinlikte tattığım bir şarap bana çok farklı gelmişti. Çok güzel bir renk, parfümsü bir burun, aromatik meyvemsi tatlar dikkatimi çekmişti. Onun ne olduğunu ancak etkinliğin sonunda öğrenebilmiştim. O şarap Doluca'nın Kav serisinden çıkacak olan 2 şarabından birisi olan Kav Tuğra Kalecik Karası idi. 2 gün önce bu şaraptan 3 adet edindim. Ve hemen bekletmeden tadımını tekrar yaptım.




Öte yandan Doluca'nın yerli üzüm türlerine olan ilgisinin artması da oldukça sevindirici bir gelişme. Bunun daha da artmasını ve başta Trakya'nın Papazkarası olmak üzere kendi bağlarında da yerli üzümlere daha fazla yer açmasını diliyorum.


Doluca Kav Tuğra Kalecik Karası bir tekbağ şarabı değil. Üzümlerin çoğunluğu Ankara-Kalecik'ten üreticinin kendi bağlarından geliyomuş. Daha az oranda da Denizli üzümleri de kupajda kullanılmış. Sonuçta daha önce tattığım Kalecik Karası şaraplarına benzemeyen sıradışı bir ürün ortaya çıkmış. Rengi alışık olmadık şekilde oldukça koyu ve gövdesi alışık olmadık şekilde yoğun. Bence tek sorun var. O da aynı kalitenin ve daha da fazlasının, ilerideki rekoltedelerde de sağlanıp sağlanamayacağı. Tek bağ şarabı olmadığı için Karma ve DLC serilerinde olduğu gibi, sonraki yıllarda kalitede bir düşüş olma riski malesef var. Umarım bu kaygım gerçekleşmez ve her yıl daha da artan kalitede bu şarabı tatmaya devam ederiz. Bence bu şarap yurtdışı pazarında da adını duyurabilir. Farklı, bilinmeyen bir sepaj olması bu şansını çok arttırıyor.




Doluca Kav Tuğra Kalecik Karası 2008:


BÖLGE: Ankara-Kalecik ve Denizli
BAĞ: ?? (Kalecik Bağları üreticiye ait)
ÜZÜM: %100 Kalecik Karası
MEŞE: Çok kısa süre Fransız Meşe


86-90 Puan (89)(8): Gözü okşayan çok hoş,mor röfleli koyu yakut renginde. Burun parfümsü .Bahar çiçekleri ve yaz meyvelerini andıran floral karakterde. (Tim Atkin; meyveli sakız benzetmesi yapmıştı. Bu yakıştırma çok hoşuma gitmişti.) Damakta çok kompleks yapıda olmasa da oldukça gövdeli,hafif asiditesi belirgin ve bol bol meyvemsi. Bitimi de orta uzunlukta olan leziz bir şarap.Bugüne kadar içtiğim en iyi Kalecik Karası şarabı. Umarım ilerideki rekoltelerinde damakta daha kompleks bir yapıya kavuşur.

19 Nisan 2010 Pazartesi

Kayra Vintage Merlot 2008


Kayra Vintage serisine bu hafta 3 yeni ürün daha katıldı. 3'ü de monosepaj örnekler. Özellikle içlerinde en çok merak ettiğim ürün Öküzgözü 2007 idi. Çünkü Elazığ'dan tek bağ ürünü olarak yapılmış bu %100 Öküzgüzü şarabı, bu üzümün karakterini en iyi ve en doğru şekilde yansıtacak diye umuyorum. Kayra'nın bence bugüne kadar yaptığı en iş oldu.Diğer yeni şarap ise Sangiovese 2007. Manisa üzümlerinden , çok sınırlı şekilde yaklaşık 2300 şişe üretilmiş. Bu da tek bağ ürünü ve ilginç bir deneme. En son ürün ise, tadımını dün yaptığım %100 Merlot. Bölgesi, bağı ve meşe kullanımı konusunda hiç bir bilgi notu yok. Bu nedenle (diğerlerine henüz kıyamadığım için) tadıma Kayra Vintage Merlot 2008 ile başladım. Ancak oldukça başarılı bir ürünle karşılaştım diyebilirim..



Kayra Vintage Merlot 2008

BÖLGE: ?

BAĞ: ?

ÜZÜM: %100 Merlot

MEŞE: ?

85-90 Puan (86) (7): Koyu yakut renkli. Burunda kuru meyvemsi tonlar belirgin. Damakta orta gövdeli, kesinlikle çok dengeli ve yuvarlak bir şarap. Fazla derinliği olmasa da bitimi oldukça uzun ve lezzetli kalıcılıkta. İçimi rahat, hatasız,lezzetli bir şarap yapılmış. Bir de kökeni belli olsaydı..

10 Nisan 2010 Cumartesi

Kavaklıdere Pendore Boğazkere 2008




Boğazkere tanenlerinin yoğunluğu ve onları yontmanın zorluğu ile tanınan yerel bir üzüm çeşidimiz. Kökeni Diyarbakır'ın Çermik ve Çüngüş ilçeleri. Bu coğrafyada geçmişte yoğun bir Ermeni nüfus yaşamaktaymış ve Boğazkere'den şarap üretimi bu nedenle çok eski yüzyıllara kadar uzanmakta. Boğazkere şüphesiz ülkemizin en iyi yerel üzüm çeşidi. Renk açısından oldukça koyu, tanenler güçlü, gövdeli ve meşede yıllanmaya uygun şaraplar verebiliyor. Yoğun meyvemsi, baharatsı ve animal tonlara kadar uzanan oldukça geniş bir aroma skalasına da sahip. Özellikle klon seleksiyonu yapılabilirse çok çok iyi yerlere gelmesi mümkün bir tür.





Pendore Boğazkere 2008'i ilk kez Masters of Wine İstanbul etkinliğinde tatmıştım ve oldukça dikkatimi çeken şaraplardan birisi olmuştu. Ancak aynı etkinlikte bu şarap çok başarılı olamamış ve değerlendirme dışında tutulmuştu. Ben şarabı tekrardan tatma fırsatı yakaladım. Düşüncem yine aynı, oldukça ilginç, sıradışı bir şarap. Geleceği parlak çok iyi bir şarap yapılmış.




Kavaklıdere Pendore Boğazkere 2008


BÖLGE: Ege-Manisa-Salihli-Kemaliye (LİDYA)

BAĞ: Pendore Bağları (üreticiye ait)

ÜZÜM: %100 Boğazkere (tek bağ) (rakım:350 m)

MEŞE: yok
86-90 Puan (88) (7,5): Çok güzel parlak, mor röfleli, koyu yakut renkli bir şarap. Burunda yoğun şekilde vişne ve vişne likörü kokuları algılanıyor.Damakta meyvemsi ve dengeli yapıda.Orta-yüksek gövdeli. Tanenleri güçlü ama yuvarlanmaya başlanmış.Bitimi de orta uzunlukta ve lezzetli kalıcılıkta. Oldukça iyi ,gelecek vaadeden bir şarap.
---------------------------------------------------------------------------
Pendore'den gelecekte gurur duyulacak kalitede Boğazkere-Öküzgözü kupajları bekliyorum. Ama Kavaklıdere'den bir beklentim daha var. Küçükde olsa Diyarbakır-Çermik yöresinde bir bağ oluştursalar. Buradan Boğazkere'nin özgün vahşi karakterini yansıtan, uzun yıllar yıllanabilecek, tek bağ Boğazkere şarabı yaratsalar. Birkaç isim önerisinde bile bulunabilirim. AMİDA ( Diyarbakır'ın antik çağlardaki adı) veya TİGRİS ( Dicle'nin antik çağlardaki adı). İyi olmaz mı ama...

4 Nisan 2010 Pazar

Kavaklıdere Pendore Öküzgözü 2008



Pendore bağları, yaklaşık 200 hektarlık alanı ile Türkiye'nin en büyük tek parça bağlarıdır. 190 ila 450 m rakım aralıklarında, tepeler boyunca uzanan bağlarda pek çok yerli ve yabancı siyah üzüm çeşiti yetiştiliriliyor. Yetiştiren tek beyaz ise Bornova Misketi. Şarap üretimi de bağında (Chateau tarzında) yapılıyor. Sadece şişeleme işlemi üreticinin Ankara tesislerinde tamamlanıyor. Geçen yıl çıkan 2006 rekoltesi Pendore Syrah dışında ilk kez 2008 rekoltesi şaraplar, geçtiğimiz Mart ayında piyasaya sunuldular. Syrah, Öküzgözü ve Boğazkere monosepaj olarak üzümlerin karakterini yansıtan başarılı genç örnekler. Ancak çok daha iyileri gelecek seneden itibaren sunulacak. Pendore bağlarını Türk şarapçılığının çok iyi bir labarotuvarı olarak görüyorum. Ve yine bu bağlardan gelecekte çok başarılı özgün kupajların çıkacağını tahmin ediyorum.



Pendore Bağlarında yetiştirilen üzüm çeşitleri:

Boğazkere, Öküzgözü, Cabernet Sauvignon, Syrah, Merlot, Petit Verdot, Malbec, Grenache, Mourvedre, Sangiovese, Tempranillo, Montepulciano, Carignan, Alicante Bouchet ve Bornova Misketi.






Kavaklıdere Pendore Öküzgözü 2008:


BÖLGE: Ege- Manisa-Salihli-Kemaliye (LİDYA)

BAĞ: Pendore Bağları ( üreticiye ait)

ÜZÜM: %100 Öküzgözü (tek bağ) (rakım:350 m)

MEŞE: yok


76-80 Puan (79) (6,5) : Mor röfleli canlı parlak bordo renginde. Burunda mürdüm eriği ,kiraz,ahududu kokuları algılanıyor. Damakta bol meyvemsi, asiditesi belirgin ve orta gövdeli. Bitimde de orta uzunlukta. Genç karekterli ve biraz ham bir şarap. Bağlar olgunlaştıkça, biraz da Boğazkere katkısı ile iyi yerlere gelebilir. Şuan bekletilmeden bu yıl içinde tüketilmeli.