24 Ocak 2011 Pazartesi

Pago de Los Capellanes, Tinto Joven Roble 2008

Tempranillo , İspanya'nın uluslararası üne kavuşturduğu büyük bir yerel üzüm çeşidi. Tüm İspanya'ya yayılmış olsa da 2 ünlü şarap bölgesinde (Ribera del Duero ve La Rioja) mükemmel şaraplara imza atıyor. Güçlü, gövdeli, kompleks ve yıllanabilir özellikteki şaraplarından bazıları tüm dünyanın da en iyileri arasında gösteriliyor.
Ribera del Duero; Kuzey Batı İspanya'da, Castilla y Leon bölgesinin 5 adet DO alt bölgesi içindeki en önemli olanı. Yörenin rakımı 800-900 m'ler arasında yer alıyor.Bağlarda büyük oranda Tempranillo yetiştiriliyor. Ancak Tempranillo'nun bu yöredeki lokal adı Tinto Fino. İspanya'nın efsane şarabı Vega Sicilia da bu bölgeden.Vega Sicilia 'nın sadece iyi yıllarda yapılan Unico adlı rezerva şarabı tam 10 yıl meşe fıçılarda olgunlaştırılarak yapılıyor.
Bu arada İspanya'nın şarap terminolojisindeki bazı önemli kavramları açmak lazım:
Vino Joven: Genç taze şarap (az bir süre için veya hiç meşe olgunlaştırma yok)
Crianza: En az 6 ay meşe fıçıda, en az 18 ay şişede olgunlaştırma sonrası
Reserva: En az 1 yıl meşe fıçıda, 3 yıl şişede olgunlaştırma sonrası
Gran Reserva: En az 18 ay meşe fıçıda , 5 yıl şişede olgunlaştırma sonrası



Pago de Los Capellanes , Ribera del Duero bölgesindeki önemli bir üreticilerden birisi. Her tür kalite segmentinde ve her türlü yemekle eşleşebilecek düzeyde şarapları mevcut. Fiyatları da oldukça makul düzeyde. Üreticinin şarapları şunlar:
El Picon: Üreticinin en özel şarabı. 2 hektarlık bir parselden çok sınırlı sayıda üretimi söz konusu. %100 Tempranillo ve 26 ay meşe fıçı olgunlaştırma yapılıyor. 2004 rekoltesi RP'den 97 puan almış.
El Nogal: %100 Tempranillo ve tek bağ şarabı. 22 ay meşe fıçı olgunlaştırma yapılıyor.2004 rekoltesi RP den 94 puan almış.
Reserva: %90 Tempranillo ve %10 Cabernet Sauvignon. 18 ay meşe fıçı olgunlaştırma yapılmış.
Crianza: %90 Tempranillo ve %10 Cabernet Sauvignon. 12 ay meşe fıçı olgunlaştırma yapılmış.
Joven: %80 Tempranillo,%10 Cabernet Sauvignon ve %10 Merlot. 5 ay meşe fıçı olgunlaştırma yapılmış.
---------------------------

Benim tattığım Tinto Joven Roble (kırmızı genç meşe) adlı şarabı üreticinin en genç ve taze şarabı. Fiyatı dışarıda yaklaşık 10 Euro civarlarında sanırım. Ülkemize ADCO tarafından getirildi. Şarabın 2008 rekoltesine RP tarafından 89 puan verilmiş. Açıkcası benim notum biraz daha kıt oldu. Dengeli meyvemsi genç bir şarap ancak burunda sunduklarını damakta malesef hiç veremiyor. Bununla birlikte ülkemiz için pahalı bir şarap olduğu kesin . ADCO'dan üreticinin diğer şaraplarını da, bu kez daha uygun fiyatlarla ülkemize getirmesini rica ediyorum.
--------------------
Pago De Los Capellanes,Tinto Joven Roble 2008
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: İspanya-Ribera Del Duero-Pedrosa De Duero
BAĞ: Los Capellanes Bağları (800 m rakım)
ÜZÜM: %80 Tinto Fino (Tempranillo), %10 Cabernet Sauvignon, %10 Merlot
MEŞE: 5 ay Fransız Meşe
---------------------
83: Mor röfleleri olan bordo renkli. Burunda topraksı ve baharatsı kokular ağırlıkta. Daha geriden siyah kiraz gibi meyvemsi aromalar da hissediliyor. Damakta orta-az gövdeli, dengeli ve meyvemsi karakterde. Bitim de biraz gevşek yapılı ve tatmin edici düzeyde değil.

16 Ocak 2011 Pazar

Corvus Corpus 2007

Corvus'un 2007 rekoltesi kırmızı şaraplarını uzun süredir merakla bekliyorum.Çünkü 2007 Corvus için oldukça iyi geçen bir yıldı ve meşe fıçada olgunlaşan şarapları da epeyce övgü alıyordu. Dolayısıyla Corvus'un bu zamana kadar ki en başarılı şaraplarını bu yıl tadacağımızı sanıyorum. Bunun ilk örneği olan Corvus Corpus 2007 geçtiğimiz günlerde tüketime sunuldu. Corpus; Corvus'un en özel şaraplarının başında geliyor. Geçmiş rekoltelerinde ortaya koyduğu başarılar bunun bir ispatı. Corpus 2007 her rekoltesinde olduğu gibi sadece yabancı üzümlerin oluşturduğu bir kupaj şarap. Önceki rekoltelerinde Shiraz, Cabernet Sauvignon ve Merlot bu şarabı oluştururken; 2007 rekoltesinde bu üçlüye Cabernet Franc de katılmış. 2007 de bir başka farklılık da en büyük oranda kupaja katılan üzüm bu kez Shiraz değil Merlot olarak belirlenmiş. Corpus da dikkatimi çeken bir başka ayrıntı da şu: Şişenin arka etiketinde önceki kupajlarda olduğu gibi "Bozcaada ve Ege bölgesi bağlarının üzümleri" tanımlaması devam ediyor. Yani büyük olasılıkla Corvus Bağları dışında Ege'nin başka bağlarından da Corvus üzüm alımına 2007 de de devam etmiş. Yani Corpus 2007 bir tek bağ şarabı değil. Bu durum benim açımdan elbette bir olumsuzluk. Ancak şarabın düzeyine söylenebilcek pek bir söz yok. 2011' in de çıtasını biraz yüksekten açmış bulunuyoruz. Şarapta burun ve damak son derece başarılı. Burunda yoğun aromatik; damakta kompleks ve yoğun gövdeli. Bu nedenle de profesyonel tadımlarda, önemli bir sınır olan 90 puanın üzerine rahatlıkla çıkabildiğini düşünüyorum.
-----------------------------------
Corvus Corpus 2007
STİL: Kırmızı Sek Şarap ( 15 derece alkol)
BÖLGE: Ege Bölgesi
BAĞ: Corvus ve diğer Ege Bağları
ÜZÜM: Merlot&Shiraz&Cabernet Franc&Cabernet Sauvignon
MEŞE: 12 ay Fransız Meşe
FİYAT: 77 TL
------------------------------------
91: Kenarlarında açık vişne çürüğü röfleleri belirmeye başlamış. Burunda yoğun frenk üzümü, böğürtlen gibi siyah meyve aromaları algılanıyor. Damakta yoğun, konsantre, gövdeli bir şarap.Fıçı meyve entegrasyonu başarılı.Tanen yapısı çok güçlü ve damakta hiç boşluk bırakmıyor ancak rahatsız da etmiyor. Bitim de oldukça uzun kalıcılıkta. Prodom 2007 ile birlikte tattığım en iyi Türk kırmızı şaraplarından birisi oldu.

8 Ocak 2011 Cumartesi

Gülor Cot-n 2007


MALBEC ; son yıllarda Arjantin Şarapçılığının oldukça popüler ettiği ve dünyaya tanıttığı bir kırmızı üzüm çeşidi . Ancak üzümün kökeni olarak Güney-Batı Fransa'daki CAHORS adlı bölge gösteriliyor.Malbec bu bölgenin temel üzüm çeşidi ve burada COT, COT NOİR ve AUXERROIS gibi farklı adlandırmaları mevcut. Şarapları çok koyu renkli yüksek tanenli ve yoğun baharatsı lezzette. Siyaha çalan rengi nedeniyle Fransızlar Cahors şaraplarına Kara Şarap (Vin Noir) adını vermişler. Bordeaux'da da çok sınırlı biçimde üretimi söz konusu . Bordeaux kupajlarına giren 6 üzüm çeşidinden birisi ve üzümün adı burada MALBEC. İşte bu Malbec asmaları ilk kez 1850'lerde Bordeaux'dan, Arjantin'e getirilmiş. Özellikle And Dağlarının eteklerinde, 1000 m 'nin üzerindeki yüksek rakımlara çok iyi adapte olup, gerçek karakterini de bu coğrafya'da bulmuş. Malbec Arjantin'e; Arjantin de Malbec'e çok şey borçlu. Cahors şarapları 90 puanı zorla aşarken, bugün için Arjantin'den dünya çapında rahatlıkla 100 tam puanlara yaklaşabilen Malbec şarapları çıkabiliyor. Malbec; Arjantin'in sembollerinden birisi konumunda. Hatta pek çok şarapla ilgili internet sitesinde, Cahors'lara Fransız Malbec adı verilmiş durumda.
-------------------------------------
Malbec; son yıllarda ülkemizde de denenmeye başladı. Corvus Bozcaada'da; Likya Antalya'da halen bu üzümden başarılı şaraplara imza atıyor. Son olarak Gülor 'da Şarköy de ki kendi bağlarında bu üzüme yer açmıştı. Bir yılı geçkin bir süre öncede ilk rekoltesi olan 2007 COT-N adlı şarabı piyasaya sunmuştu. Şarabın yapımında Bordeaux'dan ünlü önolog Prof.Dr. Nicholas Vivas görev almış. Cot'n kupaj bir şarap ancak içindeki ağırlıklı üzüm Cot yani Malbec. Daha az oranlarda Petit Verdot ve Merlot üzümleride kupaja katılmış. Ve tam 23 ay boyunca Fransız Meşe fıçılarda olgunlaştırılmış. Bende bu şarabı 1 yılın aşkın süre kendi kavımda dinlendirip öyle tadımını gerçekleştirdim.
---------------------------------
Gülor Cot-N 2007
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: Trakya-Şarköy- Zeytindere mevkii
BAĞ: Gülor Bağları
ÜZÜM: Malbec(Cot) & Petit Verdot & Merlot (Tek Bağ)
MEŞE: 23 ay Fransız Meşe
FİYAT: 80 TL
------------------------------------
85 :Çok koyu derin bordo renkli. Burunda önde meşe fıçıdan gelen tonlar hakim iken, daha geriden kuru erik, pekmez, incir gibi kuru meyvemsi aromalar şarap havalandıkça baskın hale gelmeye başlıyor. Orta-yüksek arasında gövdeye sahip ve meyvemsilik damakta daha başarılı düzeyde. Tanenler rahatsız edici boyutlarda olmasa da hala sivriliğini koruyor. Bitim orta uzunlukta ve tatmin edici düzeyde değil. 2-3 yıl daha kavda dinlenmeyi hakeden bir şarap.

30 Aralık 2010 Perşembe

Kayra Vintage Cabernet Sauvignon 2008


Kayra Vintage serisinden, 2008 rekoltesi monosepaj ve single vineyard bir Cabernet Sauvignon. Üzümler Urla Karamersinlik mevkiindeki tek bir bağdan geliyor .Özel olarak belirtilmemiş ama muhtemelen bu bağ URLİCE Bağları. Çünkü Karamersinlik, Urlice'nin de bulunduğu mevkiinin ortak adı. Yine Kayra'nın Urlice'den üzüm aldığını da biliyorum. Ancak arka etiketteki ifadeler biraz kafa karıştırıyor. Burada Urla ve Tekirdağ yöreleri birarada yazılmış. Ne kastediliyor anlamış değilim. Ayrıca Anadolu Terruarı ifadesi de bence böylesine büyük bir coğrafya için biraz anlamsız ve mantık dışı kalıyor.
------------------------
Kayra Vintage Cabernet Sauvignon 2008
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: Ege-Urla-Karamersinlik
BAĞ: Urlice Bağları (?)
ÜZÜM: %100 Cabernet Sauvignon (Tek Bağ)
MEŞE: Kullanımış (süre?)
FİYAT:45 TL
--------------------------
81 (6,5): Koyu bordo renkli. Burun oldukça cazip ve Cabernet karakterinde.Yoğun siyah meyveler,nane,okaliptus benzeri kokular algılanıyor. Damakta ise şarap biraz geriye düşüyor. Orta gövdeli, dengeli ancak bitimde biraz gevşek ve sulu. Keyifli kalıcılığı da kısa.

19 Aralık 2010 Pazar

Yıl Sonu Değerlendirmesi- Türk Şarapçılığı 2010

2010 , bana göre Türk Şarapçığının artık kendini daha doğru şekilde ifade etmeye başladığı bir milat yılı oldu. Birçok üreticinin oluşturduğu bağlar yeterince olgunlaştığı için ilk ürünlerini verdiler. Üreticilerin dışarıdan olan üzüm gereksinimi oldukça azaldı. Olgunlaşmamış ham ya da sulanmış bağ üzümlerinin ve üzümün nakliyesi sırasında ortaya çıkan sorunların kısmen giderilmeye başlandı. Böylelikle ülkemizde üretilen şarapların kalitesi bu yıl içinde hissedilir biçimde arttı. Artık piyasada yakın zamana kadar çok fazlaca gördüğümüz hatalı dengesiz,kötü şaraplara daha az rastlar olduk. Bu yıl içinde şarap üreticileri ve şarap markalarında da epeyce bir artış oldu. İlk kez bu yıl her çıkan yeni şarabı takip etme konusunda zaman zaman zorlanmaya başladım diyebilirim. Bu arada hazırladığım blog'un da 1. yılını doldurmuş olduk. Tattığım bir çok şarabı ve o şarabın öyküsünü bu sayfalarda düzenli olarak yazmaya çalıştım.Bunu yazmamdaki asıl amaç kendi tadım notlarıma bir çeki düzen vermekti aslında. Sonra yazarak da bazı şeyleri öğrendiğimi ve daha dikkatli tadımlar yaptığımın farkına vardım. Reklam yapmakla da suçlandığım oldu. Evet reklam yapıyordum. Ama yaptığım şey, hala emekleme safhasında olan Türk Şarapçılığının reklamıydı aslında. Gerçekte ne şimdi ne gelecekte ticari bir amacım olamaz. Benim için şarap, keyifli bir hobi. Bir stes atma aracı.Bu hobiyi profesyonel hale getirip böyle bir keyiften mahrum kalmayı asla istemem doğrusu. Ben asıl mesleğim olan hekimlikten yeterince maddi manevi tatmini zaten sağladığımı düşünüyorum. Son olarak da 1 yılın ardından biraz da Mehmet Yalçın' dan esinlenerek genel bir değerlendirme yazısı yazmaya karar verdim. Maddeler halinde bu yılın beni en çok mutlu eden şaraplarını, üreticilerini,bağlarını yazmaya çalıştım.Bir miktar sorunlar ve yapılan hatalar konusunda da yorumda bulundum. Düşüncelerim tamamen kişiseldir ve elbette hataya açıktır yada eksiktir. Bu konuda her türlü katkı ve eleştiriye de açık olduğumu belirtmek isterim.



Urla Bağları 2010

----------------------------------

Türkiye'de Üzüm Adaptasyonu , Bağcılık ve Şarapçılık :

Bu yıl içinde çoğunluğu yabancı üzüm çeşitlerinden üretilmiş bir çok şarap tattık. Bunların büyük çoğunluğunu Shiraz bazlı şaraplar oluşturdu. Hatta bizi yurtdışında utandırmayacak aksine takdir toplayacak düzeyde örnelerini de tattık. Dolayısı ile Shiraz; bu ülke topraklarına adaptasyonu en hızlı ve en kolay çeşit oldu denilebilir. Bu konuda Shiraz'ın sıcak iklimleri sevmesi, yetiştirimesinin daha kolay ve direncinin yüksek olması gibi bazı nedenler sayılabilir. Bu yıl içinde çok başarılı diyebileceğimiz ve üzümün karakterini çok iyi yansıtan bir Cabernet örneğine pek rastlayamadık. Şarapların çoğunluğu orta sınıfta ve tek düze kaldılar. Merlot ve Pinot Noir gibi kırmızılar ise hala bizim için birer hayalden öte geçemiyorlar. Beyaz üzümler konusunda ise pek bir sorunumuz yok gibi. Başta Kapadokya olmak üzere beyaz üzümlerin adaptasyonu çok başarılı gerçekleşti denilebilir.Şaraplarında uluslararası standartları epeyce yakalamış durumdayız.

-----------------------------------
2010 Yılında Tattığım En İyi Kırmızı Şaraplar:

Bu yıl tattığım şarapların büyük çoğunluğu kırmızı idi. Hemen hemen belli bir iddiada olan bütün şarapları tatmaya çalıştım. Çok beğendiklerimi ise birden fazla tatma fırtsatım oldu. Beni en çok etkileyen , tadımlarda 90 üstü puan alabilecek ve aylar içinde aynı performansını koruyan 3 kırmızı şarap oldu.

*Prodom Syrah-Petit Verdot-Cabernet Franc 2007

*Kayra Vintage Syrah-Petit Verdot 2007

*Corvus Corpus 2006

*Pamukkale Shiraz Rezerve 2006 (6 ay sonra tekrar tadılmak koşulu ile)

-------------------------------------

2010 Yılında Tattığım En İyi Beyaz Şaraplar:

Bu yılın en iyi beyaz şaraplarını bize kuşkusuz Kavaklıdere'nin Kapadokya'daki Cotes Avanos bağları verdi. Kapadokya platosu bu konuda kesinlikle bir cevher. Çok fazla beyaz şarap tattım diyemem ama aklımda ve damağımda yer edinen beyaz şaraplar şunlar oldu:

*Cotes Avanos Narince-Chardonnay 2009

*Cotes Avanos Sauvignon Blanc 2006 ( son aylarda tattıklarımı hariç tutuyorum)

*Sevilen 900 Fume Blanc 2009

---------------------------------------
2010 Yılında Tattığım En İyi Roze şaraplar:

Yine çok fazla roze tatmadım ama ilk aklıma gelenler şunlar oldu. Bu konuda yabancı sepajlara kişisel bir sansürüm var.

*Kavaklıdere Egeo Roze 2009

*Likya İsinda 2009

*Büyülübağ İris 2009

------------------------------------

Restaurantta Ismarlabilecek En İyi Şaraplar:
Ülkemizde restaurantlarda şarap siparişi vermek çoğu kez bir risktir.Ya iyi şarap yoktur liste sınırlıdır ya şaraplar iyi saklanmamıştır ya da fiyatı market fiyatının çok üzerindedir. Bu konuda benim en iyi kurtarıcım bu sene Kavaklıdere'nin EGEO serisi oldu. Kırmızı şarapları belli bir kalitede. Üzümlerin karakterini yansıtıyorlar ve üstelik meşe fıçı olgulanlaştırma da yapılıyor. Beyaz ve Roze şarapları ise türlerinin en iyi örneklerinden. Egeo'nun yeni rekoltelerini listede görürsem asla affetmem. Fiyatını da restaurant sahipleri pek abartamıyorlar.
--------------------------------------
2010 Yılında Beni En Çok Heyecanlandıran Şaraplar:
Bu yıl içinde kalitesinden biraz bağımsız olmak üzere, çıkması ben de heyecan ve merak uyandıran bazı şaraplar oldu. Ortak yönleri yerli üzüm çeşitlerinin kullanılması, tek bağ şarapları olması ve üzümün potansiyelini çok iyi yansıtmaları idi.
*Kayra Vintage Öküzgözü 2007: Üzümün ana vatanındaki Şükrü Baran Bağının ürünü. Meşe fıçıda yıllanmış. Yılın en iyi süprizlerinden birisi. Gerçek bir Öküzgözü. Çıktığı yıl eserin sahibi olan Şükrü Baran'ın ani ölümü ile sarsıldık. Umarız bağları sahipsiz kalmaz.
*Urla Nero D'Avola-Urla Karası 2009: Urla Şarapçılık bağlarından yapılan ve içindeki az miktardaki Urla Karası nedeniyle merak uyandırmıştı. Kaybolmuş bir antik üzümün yeniden hayat bulmasının ilk adımı idi.
*Urla Boğazkere 2009: Her ne kadar tamamı Urla Bağlarından olmasa da Boğazkere'yi hiç bu kadar yoğun, koyu ve dolgun yapısı ile tatmamıştım. Boğazkere'nin potansiyeli en yüksek Türk üzümü olduğunun kanıtı gibiydi.
*Tomurcukbağ Kalecik Karası Rezerve 2009: Kızılırmak Vadisindeki küçük bir bağdan ve tamamen Vahşi maya fermantasyonu uygulanarak yapılmış olması çok ilgi çekici idi.
* Paşaeli Kolorko 2009: Görmedim ve tatmadım. Sadece okudum. Kaybolmak üzere olan başka bir antik beyazımızın şarabı. Sadece 250 şişelik deneme partisi. Umarım devamı gelir.
*Doluca Kav Tuğra Kalecik Karası 2008: Çoğunluğu tek bir bağdan gelen aroma bombası bir Kalecik Karası. Ancak sonraki tadımlarımda hızlı bir yaşlanma sürecine girdiğini farkettim. Yine de yeni rekoltelerini takip etmek lazım.
*Kavaklıdere Pendore Boğazkere 2008: Ege'den olsa da tek bağ Boğazkere şarabı. Üzümün potansiyelini yansıtıyor. Gelecek için büyük umut veriyor.
*Cotes Avanos Narince-Chardonnay 2009: Harika bir Türk beyazı. Her açıdan ilgi çekici. Kapadokya'da tek bir bağdan,meşe fıçı fermantasyonu uygulanmış bir Türk-Fransız kupajı.
*Corvus Bornova Misket 2008: Çok sevdiğim Bornova Misketinin Aliağa'daki 14 yıllık Uzunburun Bağlarından yapılan sek beyaz şarabı. Bu üzümün söyleyecek daha çok şeyi olduğuna eminim.
*İdol Smyrna Passito 2009: Misket bazlı çok iyi bir geç hasat tatlı şarap örneği. İdol'ün en iyi şarabı bence.
----------------------------
2010 'da Beni En Çok Heyecanlandıran Projeler:
*Kavaklıdere'nin Pendore ve Cotes Avanos Bağları her açıdan çok başarılı projeler. Pendore Ege'de kırmızı üzümler için tam bir laboratuvar niteliğinde. Pek çok deneme sonrası çok iyi veriler elde edilecektir.Cotes Avanos ise beyazların bir laboratuvarı. Şimdiden çıkan 2 ürünü uluslararası standartları yakalamış durumda. Yakın gelecekte bu bağlardan gögsümüzü kabartacak şaraplar çıkacağına eminim.
*Likya Şarapçılığın Antalya'da 1100 m rakımda ve kent yaşamının epeyce uzağında harika bağları mevcut. Bağlar çok bakımlı ve çoğunluğu 10 yılı devirmiş durumda. Yine de bağ dikimi Likya yaylalarında hala devam ediyor. Başta Acıkara olmak üzere yerel saklı türlerde şarap denemeleri başladı bile. Pinot Noir konusunda da iddialı olunucak gibi gözüküyor. Çok sert bir arazide yeni bir Pinot Noir bağı daha oluşturulmuş durumda.
*Urla Şarapçılık benim çok sevdiğim Urla'da çok büyük bir yatırımla 300-350 dönümlük bağlar oluşturdu. Bağlarda Urla Karası ve Gaydura adlı kayıp türlere de yer açıldı. Şarap yapımı konusunda da teknolojiyi sonuna kadar kullanıyorlar. Meşe fıçı fermantasyon tankları dahi var. Şarapevinden bağların görüntüsü çok etkileyici.
*Arcadia Şarapları ile daha bir ay önce tanıştık ve çok şaşırdık. Lüleburgazda 350 dönümlük bağlar oluşturulmuş. Fransız danışmanlardan yardım alınmış.Yıllarca süren bilinçli bir sessiz ve derinden bir yürütülen bir proje. Çok büyük potansiyel barındırıyor. İşin başında Zeynep Arca adlı bir bayan var. CNN-İnt'e haber oldular. Çok etkileyici idi. Oldukça gurur duydum.
---------------------------------------------
2010 Yılında Bağcılıkta ve Şarapçılıkta sevdiğim kavramlar:
*Tek Bağ Şarapçılığı (Single Vineyard)
*Yüksek rakımlı ve dağlık bölge bağları (Mountain Vineyards)
*Yaşlı Bağlar ( Old Vines)
*Yerel Üzümler (native Grapes)
*Antik Üzümler (ancient varietal)
*Vahşi Maya fermantasyonu
*Sınırlı üretim
Bağcılıkta ve şarapçılıkta bu kavramlar hep ilgimi çekmiştir. Bu kavramlara sahip şaraplara karşı olan sempati ve merakım bu yıl üst düzeyde idi.
------------------------------------
TÜRK ŞARAPÇILIĞININ SORUNLARI VE OLASI TEHLİKELER
1- Yanlış Fiyat Politikası: Bu yıl çok pahalı Türk şarapları ile de karşılaştık. En pahalıları olan Corvus Cruturk 2005 150 TL, Kayra İmperyal 2006 120 TL lik fiyatları ile adeta rekor kırdılar. Ama bu fiyatları gerçekten hakettiler mi? Yurtdışında açıkcası 90 puan lık bir şarabın fiyatı ortalama 7-10 dolar düzeylerindedir.90-95 puan aralığında çoğunlukla 50 doların altında; 95-97 Puan aralığında ise 50-100 dolarlık şaraplara rastlarsınız. 100 doların üzerindeki şaraplar ise ya çok klasik olmuş markalardır ya da her rekoltesi 97 üstü puan şaraplardandır. Bizde ise ilk rekoltesinde ve hiçbir şekilde belli otörlerce puanlanmamış şaraplara 100 dolar düzeyinde paha biçmek biraz insafsızlıktır. Bir örnek vermek gerekirse Güney İtalya-Campania'nın en ünlü şaraplarından birisi olan Fattoria Galardi, Terra di Lavaro her rekoltesinde RP'den 97 puan alan bir şarap. Şarabın ABD'deki satış fiyatı ise ortalama 70-75 dolarlar civarında. Başka örnek Şili'nin kült şarabı Almaviva; fiyatı yine 70 dolarlarda. Pek çok başka daha örnek verilebilir.
Şöyle savunulabilir belki. Serbest piyasa koşulları ve arz-talep var efendim. İstenilen her fiyat etiketlenebilir. Ancak bu durumun pratikteki karşılığı bu olmuyor malesef. Diğer başka üreticilerde bakıyor. Benim şarabım en az onun kadar iyi. Ama benim fiyatım örnek 35 TL. Bu yarış global olarak tüm şarapların fiyatlarına yansıyor ve fiyatlar yapay biçimde gittikçe yükseliyor. Sonuçta belki ilk olarak tüketici etkileniyor ama kısa sürede sektörü tümden krize sokma ihtimali de yüksek. Bu konuda duyarlı davranmak zorundayız. Bindiğimiz dalı kesmenin lüzumu yok. Ne dersiniz?
2- Yabancı Üzümlere Olan Hayranlık: Sanırım Türk üreticilerin bir kısmı da anlamıştır, iç piyasa bağlı kalarak büyümek ve kar beklemek pek mümkün değil. Yurdışı pazarına açılmanız için de ya farklı olacaksınız ya da fiyat-performasınız çok iyi olacak. Fiyat konusunda zaten belli sorunumuz var. Biliyoruz ki yurtdışında 10 dolara harika Cabernet ve Shiraz'lar da mevcut. Ve piyasa artık bu şaraplara doymuş durumda. Farklılığı nasıl yaratacaksınız peki. Elbette yerel üzüm çeşitlerinizi onun varietal özelliklerini (en azından kupajlarda) sunarak.Yine bu noktada üreticilerimizin bağ alanlarının büyük ağırlığını yabancı üzüm türleri kaplıyor olması diğer bir önemli sorun. Ama konuda biraz daha iyimserim. Yerel türlerin yeniden popüler türler haline geliyor olması bunu gösteriyor.
-------------------------------

17 Aralık 2010 Cuma

Umurbey Cabernet Sauvignon-Merlot Reserve 2007


Umurbey; yıllardır sessizce Tekirdağ'da butik ve şato tarzında üretim yapan bir üretici. Özellikle Sauvignon Blanc üzümünden yapılan monosepaj sek beyaz şarabının istikrarlı başarısı ile öne çıkıyor. Tamamen Tekirdağ- Yazır köyündeki kendi bağından şarap üretimi sözkonusu. Bu bağlarda sadece Fransız Sepajlarına (Cabernet Sauvignon,Merlot,Syrah,Sauvignon Blanc ve Chardonnay) yer verilmiş. Bu sanırım ilk kez bu yıl, meşe fıçı kullanımı ile 2007 rekoltesi olan Cabernet Sauvignon-Merlot Reserve şarabı piyasaya sunuldu. Şarap diğer tattığım tüm Umurbey şaraplarında olduğu gibi denge sorunu olmayan, olgun ve belli bir kalite çıtasının üzerinde bir şarap. Yine de meşe fıçı, üzüme karşı oldukça baskın çıkmış, meyve karakterini ezmiş durumda. Bu konuda bence biraz daha denemeler yapmak gerekiyor. Belki fıçı kullanımını daha sınırlı sürelerde tutmak en iyisi.
------------------------------
Umurbey Cabernet Sauvignon-Merlot Reserve 2007
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE:Trakya-Tekirdağ-Yazır Köyü
BAĞ: Umurbey Bağları rakım 200 m
ÜZÜM: Cabernet Sauvignon&Merlot (kupaj oranlar?)
MEŞE:12 ay Fransız Meşe
FİYAT: 55 TL
-----------------------------
83 (6,5): Renk açık vişne çürüğü. Burunda meşe tonları çok ön planda, meyvemsilik baskılanmış. Damakta ise orta gövdeli ve dengeli bir şarap. Bitiminde tatlı ve yuvarlak baharatsı tanenler oldukça uzun süre hissedilebiliyor.

13 Aralık 2010 Pazartesi

Kayra Vintage Boğazkere 2008

Kayra Vintage serisi Kayra'nın kalite algısını benim açımdan oldukça yükseklere taşıyan bir çalışma oldu. Özellikle Kayra Vintage Öküzgözü bu yılın en güzel süprizlerinden birisi idi. Hem Öküzgözü'nün özgün karaterini yansıtması hem üzümün anavatanındaki tek bir bağdan yapılmış olması dolayısı ile özellikle gelecek rekolteler için beni çok çok umutlandırmıştı. Bu nedenlerle Kayra'dan ve yine Vintage serisinden en iyi yerli üzümümüz olan Boğazkere'den de çok başarılı bir şarap ummuştum. Beklentilerim bu ay karşılık buldu ve Kayra Vintage Boğazkere 2008 tüketime sunuldu. Ama hayal kırıklıklarını da beraberinde getirdi. Bu şarabın hem Boğazkere'nin hem de Kayra Vintage'ın prestijine yakıştığını düşünmüyorum. Bence bu şarap Vintage serisi altında hiç çıkmamalı idi.Çünkü şarabın düzeyi, Shiraz-Petit Verdot kupajı başta olmak üzere tüm serinin de imajını zedelemekte. Son olarak üzümün bölgesi ve bağı hakkında da en ufak bilgi notunun olmadığını belirteyim.
--------------------
Kayra Vintage Boğazkere 2008
STİL: Kırmızı Sek Şarap
BÖLGE: ??
BAĞ: ??
ÜZÜM: %100 Boğazkere
MEŞE: ??
FİYAT: 45 TL
-----------------------
75 (5,5) : Koyu yakut renkli. Burunda vişne gibi tek düze kırmızı meyvemsi kokular algılanıyor. Damakta orta-az gövdeli ve asidite önde. Bitimi de kısa ve keyifsiz.